Dünya

Elon Musk'ın dünyanın ilk trilyoneri olması servet eşitsizliği tartışmasını alevlendirdi

SpaceX’in 2 trilyon dolarlık değere ulaşması Elon Musk’ı dünyanın ilk trilyoneri yaparken, ABD’de servet eşitsizliği tartışmasını da yeniden alevlendirdi. Musk ise şirketin ilk günlerinde başarı ihtimalini yüzde 10’dan az gördüğünü belirterek o dönemde insanlara şunu söylediğini aktardı: 'Muhtemelen başarısız olacağız. Ama yine de denemeliyiz.'

Elon Musk’ın yaklaşık çeyrek asır önce ortaya attığı fikir, dönemin uzay uzmanları tarafından gerçekçi bulunmamıştı. Hatta en yakın arkadaşlarından bazıları bile onu vazgeçirmeye çalışmıştı. Ancak bugün SpaceX, 2 trilyon dolarlık değeriyle dünyanın en büyük şirketlerinden biri haline gelirken, uzay endüstrisini de kökten değiştiren bir güç olarak tarihe geçti.

Cuma günü, dünyanın en zengin insanı Elon Musk, roket ve yapay zeka şirketi SpaceX'in rekor kıran halka arzının ardından dünyanın ilk trilyoneri oldu.
Şirketin piyasa değeri günü 2 trilyon doları aşarak tamamladı ve bu da Musk'ın net servetini 1,2 trilyon dolara çıkardı.

Musk’ın hikâyesi yalnızca bir şirketin büyümesi değil; imkânsız görülen bir hayalin, başarısızlıklarla dolu yılların ve teknoloji tarihinin en büyük girişimcilik risklerinden biri olarak değerlendiriliyor.

“Roket şirketi kurma” fikri çılgınlık olarak görülüyordu

2000'li yılların başında Elon Musk, PayPal’ın eBay’e satılmasıyla büyük bir servet elde etmişti. O dönemde Musk ve eski üniversite oda arkadaşı Adeo Ressi, Mars’a bitki tohumu göndermeyi amaçlayan "Life to Mars" adlı bir girişim üzerinde çalışıyordu.

Başlangıçta amaç oldukça mütevazıydı. Musk, küçük bir sera içinde Mars’a tohum göndermeyi planlıyordu. İnsanların başka bir gezegende yeşeren ilk bitkileri görmesinin uzay araştırmalarına olan ilgiyi artıracağını ve NASA'nın bütçesinin büyümesine katkı sağlayacağını düşünüyordu.

Ancak planın uygulanması için gerekli roketlerin maliyeti beklenenden çok daha yüksekti. Yaklaşık 50 milyon dolarlık bütçe bile bir fırlatma için yeterli değildi.
Bu noktada Musk’ın verdiği cevap, bugün dünyanın en büyük uzay şirketinin temelini oluşturdu: “O halde kendi roketimizi yaparız.”

Arkadaşı Adeo Ressi ise bu fikrin gerçekleşmesinin mümkün olmadığını düşünüyordu. Ressi, Musk’ı vazgeçirmek için Kaliforniya’da bir otelde deneyimli uzay uzmanlarının katıldığı özel bir panel düzenledi. Panelde bulunan uzmanlar özel uzay uçuşlarının ekonomik olarak sürdürülebilir olmadığını, son derece pahalı olduğunu ve başarı şansının çok düşük olduğunu anlattılar.

Ancak Musk kararını çoktan vermişti. Yıllar sonra Ressi, Musk için şu değerlendirmeyi yaptı: “Gösterdiği inanılmaz azim nedeniyle kendisini gerçekten tebrik etmek istiyorum. Bunu başardı.”

Rusya’dan ret cevabı alınca kendi roketini yapmaya karar verdi

Musk’ın ilk planı sıfırdan bir roket üretmek değildi. 2001 yılında Rusya’ya giderek eski Sovyet kıtalararası balistik füzelerini satın almaya çalıştı. Amacı, Mars’a göndermeyi planladığı yükü mümkün olan en düşük maliyetle uzaya taşımaktı. Ancak Rus yetkililer bu talebi reddetti.

ABD’ye dönüş yolculuğu sırasında Musk’ın yanında bulunan uzay sektörü uzmanlarından Jim Cantrell, dönüş uçağında yaşanan anı bugün hâlâ hatırlıyor. Rusların teklifini kabul etmemesinin ardından Musk’ın verdiği yanıt şöyleydi: “O zaman ben kendi roketimi yapacağım.”

Cantrell yıllar sonra bu anı anlatırken şu ifadeleri kullandı: “Bugün geldiği noktaya bakınca etkileyici görünüyor ama o günlerde bu fikir oldukça önemsiz ve gerçek dışı görünüyordu.”

SpaceX üç kez başarısızlığın eşiğine geldi

SpaceX'in ilk yılları bugün anlatılan başarı hikâyesinden çok farklıydı. Şirketin ilk roketi Falcon 1, Marshall Adaları’ndan yapılan ilk denemesinde başarısız oldu.
İkinci deneme de başarısızlıkla sonuçlandı. Şirket para kaybetmeye başlamıştı. Üçüncü fırlatma girişimi de başarısız olunca SpaceX'in iflas edeceği konuşuluyordu. Musk’ın yakın çevresindeki birçok kişi artık projenin sona erdiğini düşünüyordu.

Mars Society’nin kurucularından Robert Zubrin’e göre Musk, üçüncü başarısızlıktan sonra yalnızca bir kez daha deneme şansına sahipti. Dördüncü deneme başarısız olsaydı SpaceX tamamen kapanabilirdi.

Tarihi dönüm noktası: 28 Eylül 2008

Tüm baskılara rağmen Musk geri adım atmadı. 28 Eylül 2008’de Falcon 1’in dördüncü fırlatması başarıyla yörüngeye ulaştı. Bu başarı sadece SpaceX’i kurtarmadı; özel uzay uçuşlarının mümkün olduğunu da kanıtladı. Bir yıl sonra yapılan beşinci uçuş da başarılı olunca SpaceX’in geleceği tamamen değişti. Şirket artık yatırımcıların ve devlet kurumlarının dikkatini çekmeye başlamıştı.

NASA sözleşmeleri oyunun kurallarını değiştirdi

Falcon 1’in başarısından sonra SpaceX, NASA’dan çok önemli bir destek aldı. Şirket, Uluslararası Uzay İstasyonu’na kargo taşımak amacıyla Falcon 9 roketini ve Dragon kapsülünü geliştirmek için büyük bir sözleşme yaptı. 2010 yılında Falcon 9’un ilk uçuşu başarıyla yörüngeye ulaştı. İkinci uçuş da başarılı oldu. Bu gelişmeler NASA’nın şirkete olan güvenini artırdı.

2014 yılında SpaceX ikinci büyük sözleşmesini aldı. Bu kez hedef sadece kargo taşımak değil, astronotları da uzaya göndermekti. Bu anlaşma SpaceX’i fiilen ABD’nin insanlı uzay uçuşlarındaki en önemli ortaklarından biri haline getirdi.

Uzay taşımacılığında maliyet devrimi

SpaceX’in en büyük başarısı yalnızca roket üretmek olmadı. Şirket, yeniden kullanılabilir roket teknolojisini geliştirerek uzaya erişim maliyetlerini dramatik şekilde düşürdü. Daha önce bir roket fırlatıldıktan sonra denize düşüyor ve tamamen kaybediliyordu. SpaceX ise Falcon 9’un ilk aşamalarını tekrar kullanmayı başardı.

Bu teknoloji sayesinde fırlatma maliyetleri sektör genelinde ciddi biçimde geriledi. Uzay ekonomisinin büyümesinde bu maliyet düşüşü çok önemli bir rol oynadı.

Starlink: SpaceX’i 2 trilyon dolara taşıyan proje

Bugün birçok uzman SpaceX’in en değerli varlığının roketleri değil, Starlink olduğunu düşünüyor. 2019 yılında devreye alınan Starlink ağı, alçak Dünya yörüngesine yerleştirilen binlerce uydu aracılığıyla internet hizmeti sunuyor.

Bu sistem sayesinde dünyanın en uzak bölgelerinde bile yüksek hızlı internet erişimi sağlanabiliyor. Uydu interneti fikri daha önce birçok şirket tarafından denenmiş ancak iflaslarla sonuçlanmıştı. SpaceX ise ilk kez bu modeli sürdürülebilir ve kârlı hale getirmeyi başardı. Bugün Starlink milyonlarca kullanıcıya hizmet veriyor ve şirketin gelirlerinin önemli bölümünü oluşturuyor.

Mars hayali

Musk’ın ilk hedefi Mars’a birkaç tohum göndermekti. Ancak zamanla hedef çok daha büyük hale geldi. Tesla ve SpaceX’i aynı anda yöneten Musk, artık Mars’ta kalıcı insan kolonileri kurulmasını amaçlıyor.

Bu hedef doğrultusunda geliştirilen Starship, şimdiye kadar üretilen en büyük ve en güçlü roket sistemi olarak tanımlanıyor. 2016 yılında Meksika’da düzenlenen Uluslararası Astronotik Kongresi’nde Starship’in ilk konseptini tanıtan Musk, insanların Mars’a taşınmasının insanlığın uzun vadeli geleceği için gerekli olduğunu savundu. Ancak proje, SpaceX’in önceki çalışmalarında olduğu gibi beklenenden daha yavaş ilerledi.

Starship hâlâ test aşamasında

Son yıllarda gerçekleştirilen Starship test uçuşları hem önemli başarılara hem de ciddi aksaklıklara imza attı. Mayıs ayında gerçekleştirilen 12’nci test uçuşunda uzay aracı Dünya’nın yarısını dolaşarak planlanan birçok manevrayı başarıyla tamamladı. Ancak dönüş sırasında yaşanan teknik arıza nedeniyle sistem tam başarı elde edemedi ve sonraki uçuşlar geçici olarak durduruldu.

NASA’nın mevcut projeksiyonlarına göre insanların Mars’a ulaşması için en iyimser senaryo 2030’lu yılların ortalarını işaret ediyor. Musk ise bu takvimin daha erken gerçekleşebileceğini savunmaya devam ediyor.

“Başarma ihtimali yüzde 10’dan azdı”

SpaceX’in 2 trilyon dolarlık halka arzı sırasında cuma günü Texas’taki Starbase merkezinde konuşan Elon Musk, şirketin ilk günlerine dönerek dikkat çekici bir itirafta bulundu. Musk, SpaceX’in başarılı olma ihtimalini başlangıçta yüzde 10’dan daha düşük gördüğünü söyledi: “İnsanlara şunu söylüyordum: Muhtemelen başarısız olacağız. Ama yine de denemeliyiz.”

Bu sözler, bugün dünyanın en büyük teknoloji girişimlerinden biri olarak kabul edilen SpaceX’in aslında ne kadar büyük bir risk üzerine kurulduğunu ortaya koyuyor.

Uzaya açılan otoyol

Uzay gazetecisi Royden D'Souza’ya göre SpaceX’in asıl başarısı yalnızca roket üretmek değil. D'Souza, şirketin uzay ekonomisinin altyapısını kurduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “SpaceX aslında yeni uzay ekonomisini mümkün kılacak altyapıyı inşa ediyor. Yeni bir bölgeye otoyol yaptığınızda nasıl yeni ekonomiler ortaya çıkıyorsa, uzaya da bir otoyol inşa edildiğinde benzer bir dönüşüm yaşanabilir.”

SpaceX’in bu olağanüstü yükselişi sürerken, Elon Musk’ın kamuoyundaki konumu da giderek daha tartışmalı hale geldi. Musk, son yıllarda sosyal medya paylaşımlarıyla göçmenlik, çeşitlilik politikaları ve trans bireyler konusunda birçok eleştirinin hedefi oldu. ABD’de ve yurt dışında sağcı olarak görülen bazı siyasi çevrelerle yakınlaşması, onu teknoloji dünyasının en etkili girişimcilerinden biri olmanın yanında, aynı zamanda kutuplaştırıcı bir figür haline getirdi.

Servet eşitsizliği tartışması 

Musk’ın dünyanın ilk trilyoneri haline gelmesi, ABD’de servet eşitsizliği tartışmalarını da yeniden alevlendirdi. New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Zenginleri vergilendirmemiz için 1.000.000.000.000. sebep” ifadesini kullandı.

Uzun süredir servet eşitsizliğine yönelik eleştirileriyle bilinen Senatör Elizabeth Warren ise sosyal medya paylaşımında, ortalama bir ABD hanesinin Musk’ın servet seviyesine ulaşması için 11 milyon yıldan fazla çalışması gerektiğini belirtti.

Kaynaklar: New York Times - WSJ

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın