The New York Times köşe yazarı ve 2026 Pulitzer Ödülü sahibi Rus-Amerikan vatandaşı Masha Gessen, Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarının ardından Macaristan’da yaşanan siyasi dönüşümü yalnızca bir seçim sonucu olarak değil, modern çağın en önemli demokrasi deneyimlerinden biri olarak değerlendiriyor.
Gessen’e göre Peter Magyar’ın yükselişi, otoriterleşmiş sistemlerin yenilemeyeceği düşünülen liderlerinin aslında nasıl yenilebileceğine dair dünyaya önemli dersler veriyor.
Rusya, totalitarizm ve otoriter rejimler üzerine çalışmalarıyla tanınan Gessen, özellikle 2017 Ulusal Kitap Ödülü’nü kazanan “The Future Is History: How Totalitarianism Reclaimed Russia” ("Gelecek Tarihtir: Totalitarizm Rusya'yı Nasıl Yeniden Ele Geçirdi") adlı kitabıyla uluslararası alanda büyük yankı uyandırmıştı. Toplam 11 kitabın yazarı olan gazeteci-yazar, son makalesinde bu kez gözünü Budapeşte’ye çevirdi.
Tarihi meydanda başlayan yeni dönem
Gessen’in anlatımı, mayıs ayının ikinci cumartesi sabahında Budapeşte’deki Parlamento Meydanı’nda başlıyor. "Burası, 1956 ve 1989'da Sovyet işgaline son verilmesini talep etmek için ve 2006'da itibarını kaybetmiş bir hükümeti protesto etmek için on binlerce insanın toplandığı meydandı."
Orban hükümeti yıllar önce meydanı yeniden tasarlamıştı. Trafik yönleri değiştirilmiş, büyük yansıtmalı süs havuzu yapılmış, dar geçişler oluşturulmuştu. Birçok kişi bunun kitlesel gösterileri zorlaştırmak amacıyla yapıldığını düşünüyordu.
Ancak o sabah binlerce insan yine aynı meydanı dolduruyordu. Bu kez amaçları Viktor Orban’a meydan okumak değil; onun dönemini sona erdiren Peter Magyar’ın yemin törenine tanıklık etmekti.
Bir zamanların Orban yandaşı sistemin rakibine dönüştü
Peter Magyar’ın hikâyesini ilginç kılan nokta, uzun yıllar boyunca Orban sisteminin içinde yer almış olması. Bir dönem Orban’ın partisi Fidesz çevresinin parçası olan Magyar, daha sonra rejimin en gözü pek eleştirmenlerinden biri haline geldi.
Gessen’e göre bu durum onun en büyük avantajlarından biri oldu. Çünkü seçmenlerin önemli bir kısmı onu eski muhalefet partilerinin temsilcisi olarak değil, sistemin içinden çıkıp sisteme karşı konuşan biri olarak gördü.
Macaristan’da yıllardır başarısız olan muhalefet liderlerinden farklı olarak Magyar, halkın gözünde eski siyasi sınıfın parçası değildi.
Otoriter rejimlerin laboratuvarı olarak görülen ülke
Viktor Orban uzun süredir yalnızca Macaristan’ın lideri olarak görülmüyordu. Birçok siyaset bilimci onu dünyanın yükselen otoriter liderleri için model isimlerden biri olarak tanımlıyordu.
Amerikalı muhafazakâr hareketlerin düzenlediği CPAC konferanslarının Budapeşte’de yapılması tesadüf değildi. Donald Trump çevresindeki birçok isim Orban’ı örnek gösteriyordu.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in seçim öncesinde Budapeşte’ye giderek Orban’a destek vermesi de bunun göstergelerinden biriydi.
Bu nedenle Peter Magyar’ın zaferi yalnızca Macaristan’da değil, uluslararası siyaset çevrelerinde de büyük şaşkınlık yarattı.
“Otokratik atılım” nasıl kırıldı?
Macar siyaset teorisyeni Balint Magyar yıllar önce Orban sistemini tanımlamak için “otokratik atılım” kavramını kullanmıştı.
Bu kavram, seçimlerin devam ettiği ancak iktidarın seçim yoluyla değişmesinin artık neredeyse imkânsız hale geldiği sistemi tarif ediyordu. Orban yönetimi medya üzerinde büyük bir kontrol kurmuştu. Muhalif siyasetçiler karalama kampanyalarıyla hedef alınıyor, seçim kuralları sürekli iktidarın lehine değiştiriliyordu. Birçok gözlemci artık seçimlerin sembolik hale geldiğini düşünüyordu.
Peter Magyar’ın başarısı tam da bu nedenle tarihi görülüyor.
Zaferin sırrı: 50 bin gönüllü ve 2 bin “Tisza Adası”
Gessen’in makalesinde en çok üzerinde durduğu konulardan biri örgütlenme modeli. Magyar’ın kampanyası geleneksel parti teşkilatlarından çok farklı çalıştı.
Kampanyası boyunca Magyar, tahminen 700 yerleşim yerine gitti ve bunların çoğunu partisi Tisza’nın destek noktaları olan "Tisza adaları"na dönüştürmüştü. Ülke genelinde yaklaşık 2 bin “Tisza Adası” kuruldu. Bunlar yalnızca seçim büroları değil, aynı zamanda yerel örgütlenme merkezleriydi. Tahminen 30 ila 50 bin gönüllü kampanyaya aktif olarak katıldı. Son haftalarda yalnızca çağrı merkezlerinde çalışan gönüllü sayısının 4 bine yaklaştığı belirtiliyor.
Magyar bazı günler beşten fazla miting yaptı. Gessen’e göre başarının temelinde bu yoğun fiziksel temas vardı.
Propagandayı etkisiz hale getiren şey neydi?
Orban yıllardır korku siyaseti yürütüyordu. Göçmenler, George Soros, Avrupa Birliği, LGBTQ bireyler ve son olarak Ukrayna üzerinden yürütülen kampanyalar iktidarın temel stratejilerinden biri olmuştu.Seçim döneminde yapay zeka destekli içeriklerle Macar halkına Ukrayna tarafından tehdit altında oldukları mesajı veriliyordu.
Ancak bu kez korku siyaseti işe yaramadı. Gessen’e göre bunun nedeni seçmenlerin Peter Magyar’ı ekranlardan değil, doğrudan tanıyor olmasıydı. Kasabalarda, köylerde ve meydanlarda kurulan yüz yüze temas, propaganda duvarını aşmayı başardı.
“Yolsuzluk” değil, “mafya devleti”
Peter Magyar’ın kullandığı dil de önceki muhalefetten farklıydı. Muhalefetin yıllardır kullandığı “yolsuz hükümet” tanımını reddetti. Bunun yerine Orban sistemini doğrudan “mafya devleti” olarak tanımladı.
Parlamentodaki ilk konuşmasında son 15 yılda Macar halkından yaklaşık 20 trilyon forint, yani yaklaşık 65 milyar dolar çalındığını söyledi. Bu yalnızca ekonomik bir eleştiri değildi. Magyar, sağlık sistemindeki çöküşten eğitim krizine, çocuk koruma kurumlarındaki sorunlardan yoksulluğa kadar birçok problemi doğrudan rejimin sonucu olarak gösterdi.
Doğrudan çatışmadan kaçınmak yerine, kendini buna karşı güçlendirdi. 2024'te Avrupa Parlamentosu'na seçilerek Macaristan'da yargılanmaktan muafiyet sağladı. Kendisine şantaj yapmak için kullanılacak özel bir video söylentileri yayılınca, Orban'ı "Rus tarzı kompromat" [itibar zedeleyici, karalama malzemesi] kullanmakla suçlayarak saldırıya geçti (hiçbir video yayınlanmadı). Yeni bir siyasi parti kurmasının muhtemelen engelleneceğini bilerek, atıl durumda olan bir partiyi devraldı.
Daha da önemlisi, diğer partiler arasında koalisyonlar kurmaya çalışmak yerine, siyasi yelpazenin her kesiminden mümkün olduğunca çok gerçek insanı bir araya getirmeye odaklandı ve nihayetinde Orban'ın siyasi tekelini yıkabilecek dev bir örgüt kurdu.
Seçim sonucunu ekonomi değil "ahlaki öfke" belirledi
Gessen’in aktardığı araştırmalar dikkat çekici bir tablo ortaya koyuyor. Seçmenlere Orban’ın neden kaybettiği sorulduğunda ilk sıraya ekonomik sorunlar değil yolsuzluk yerleşti.
Katılımcıların %48'i seçim sonucunun temel nedeni olarak yolsuzluğu gösterdi. Hayat pahalılığını birinci neden olarak görenlerin oranı ise %18'de kaldı. Sonraki üç neden ise "yalanlar" (%15); "korku yayma, savaş söylemi" (%11); ve "insanlar bıkmıştı" (%10) oldu. Bu sonuçlar, seçmenin yalnızca ekonomik memnuniyetsizlik nedeniyle değil, "ahlaki bir öfkeyle" sandığa gittiğini gösteriyor.
Çocuk istismarı skandalı sistemi sarstı
Peter Magyar’ın yükselişini hızlandıran olaylardan biri çocuk istismarı skandalı oldu. Devlet koruması altındaki çocuklara yönelik cinsel istismar dosyalarında bazı isimlerin affedildiğinin ortaya çıkması büyük tepki yarattı. Cumhurbaşkanı Katalin Novak ve Adalet Bakanı Judit Varga görevlerinden ayrılmak zorunda kaldı. Magyar bu olayı, rejimin ahlaki çöküşünün sembolü olarak kullandı.
Gessen’e göre bu skandal, Orban sisteminin dokunulmazlık algısını ilk kez ciddi biçimde sarstı.
Parlamento’daki en sembolik an
Yeni dönemin sembolü haline gelen sahnelerden biri ise yemin töreninde yaşandı. Magyar, Roman çocukları Parlamento kürsüsüne davet etti. Macaristan nüfusunun yaklaşık yüzde 8’ini oluşturan Roman toplumu uzun yıllardır ayrımcılığın ve yoksulluğun hedefindeydi.
Çocukların parlamentoda şarkı söylemesi yeni dönemin kapsayıcı siyaset anlayışının sembolü olarak görüldü. Aşırı sağcı bazı milletvekilleri protesto amacıyla salonu terk etti. Ancak salondaki birçok milletvekili gözyaşlarını tutamadı.
“Sol yok, sağ yok; sadece Macarlar var”
Peter Magyar’ın en çok konuşulan sözlerinden biri de şuydu: “Bir güç makinesine karşı başka bir güç makinesine değil; posta kutusundan posta kutusuna, evden eve, soğukta, ayazda ve yağmurda yürüyen, vatanı, komşuları, akrabaları ve topluluğu için her şeyi yapabilecek gerçek insanlara ihtiyacımız var.” Şöyle devam etti: "Bu nedenle bugün hayal kırıklığına uğrayan, korkan ya da bu dönemi bir kayıp olarak yaşayan yurttaşlarınıza yönelmenizi istiyorum. Onları yenmeye çalışmayın; onlara tepeden bakmayın. Onları dinleyin ve onlarla konuşun. Onlara bu ülkenin onlara da ait olduğunu, herkes kadar onlara da ihtiyaç duyulduğunu ve Macaristan’ı birlikte yeniden inşa edeceğimizi söyleyin. Çünkü sol yok, sağ yok; yalnızca Macarlar var."
Gessen’e göre bu söylem seçim başarısının merkezinde yer alıyor.
Magyar rakiplerini düşmanlaştırmak yerine ulusal birlik fikrini yeniden sahiplenmeye çalıştı. Bayrağı, milli marşı ve ulusal sembolleri yalnızca sağ siyasetin tekelinden çıkarmaya yöneldi.
Dünyaya verilen mesaj
Yazara göre, Macaristan’da yaşanan değişim yalnızca bir hükümet değişikliği değil. Bu deneyim, medya kontrolü kurmuş, seçim sistemini kendi lehine dönüştürmüş ve toplumu kutuplaştırmış liderlerin yenilemeyeceği düşüncesine karşı güçlü bir örnek oluşturuyor.
Gessen’e göre Peter Magyar’ın yükselişi, gönüllü örgütlenmenin, yüz yüze siyasetin ve toplumsal dayanışmanın hâlâ otoriter sistemlere karşı etkili olabileceğini gösteriyor. Bu nedenle Budapeşte’deki o sabah yalnızca Macaristan’ın değil, demokratik gerileme yaşayan birçok ülkenin geleceği açısından da sembolik bir anlam taşıyor.
Makalenin tamamını New York Times'tan okuyabilirsiniz.













Yorumunuz