Kıbrıs

Avrupa para harcamaktan korkuyor: Tasarruf saplantısı büyümeyi frenliyor

'Ödeyebiliriz ama harcamak istemiyoruz' diyorlar...

Avrupa ekonomisi son yıllarda yüksek enflasyon, enerji krizleri ve jeopolitik gerilimlerin etkisiyle zorlu bir dönemden geçerken, ekonomistler şimdi de farklı bir sorunla karşı karşıya: Avrupalılar para harcamaktan çekiniyor. Kıtada giderek yaygınlaşan tasarruf eğilimi, bireylerin mali güvenlik arayışını güçlendirirken ekonomik büyümenin önündeki en önemli engellerden biri haline geliyor.

Uzmanlara göre Avrupalılar yalnızca daha fazla tasarruf etmiyor; aynı zamanda harcama yapma konusunda psikolojik bir bariyer geliştiriyor. Özellikle son yıllarda yaşanan enflasyon şoku, birçok kişinin tüketim alışkanlıklarını kalıcı biçimde değiştirmiş durumda.

“Eskiden daha az param varken daha çok harcıyordum”

Wall Street Journal’ın haberine göre Çek Cumhuriyeti’nde malzeme mühendisi olarak çalışan 24 yaşındaki Matěj Macák bu değişimin dikkat çekici örneklerinden biri.

Bir dönem spor ayakkabı koleksiyonu yapan genç mühendis, artık telefon şarj cihazı gibi küçük ihtiyaçlarını satın alırken bile tereddüt ettiğini söylüyor. Gelirinin yarısından fazlasını biriktirmeye başladığını belirten Macák, zaman zaman tasarruf konusunda aşırıya kaçtığını düşündüğünü ifade ediyor.

Macák, daha önce rahatlıkla satın aldığı ürünleri artık gereksiz görmeye başladığını ve mali açıdan daha güçlü durumda olmasına rağmen harcamaktan kaçındığını anlatıyor.

Avrupa ile ABD arasındaki fark açılıyor

Ekonomistler, tüketim eğilimlerindeki bu değişimin Avrupa ile ABD arasındaki büyüme farkını açıklayan temel unsurlardan biri olduğunu belirtiyor.

OECD verilerine göre, enflasyondan arındırılmış hane halkı tüketimi 2019’dan bu yana Euro Bölgesi’nde yalnızca yüzde 5,5, İngiltere’de ise yüzde 2 arttı. Aynı dönemde ABD’de tüketim artışı yüzde 18’e ulaştı.
ING Bank Baş Ekonomisti Marieke Blom’a göre bu fark, son yıllarda iki ekonomi arasındaki büyüme uçurumunun önemli bir bölümünü açıklıyor.

Blom, Avrupa’da gelirlerin aslında pandemi öncesine göre daha yüksek olduğunu, ancak vatandaşların bu gelirleri harcamak yerine tasarruf etmeyi tercih ettiğini belirtiyor.

Sorun gelir eksikliği değil, güven eksikliği

Veriler, Avrupalıların fakirleştiğini değil, geleceğe dair daha temkinli hale geldiğini gösteriyor. Avrupalıların harcamalarını seyahat veya giyim gibi isteğe bağlı tüketim kalemlerinden ziyade market alışverişi gibi temel ihtiyaçlara yönlendirdiğini ortaya çıkarıyor.

Euro Bölgesi’nde reel kullanılabilir gelirler pandemi öncesine kıyasla yaklaşık yüzde 8 artmış durumda. Buna rağmen hane halkları gelirlerinin daha büyük bölümünü biriktiriyor. Pandemi öncesinde Euro Bölgesi’nde tasarruf oranı yaklaşık yüzde 12,5 seviyesindeyken, son dönemde bu oran yüzde 15’e yükseldi. İngiltere’de ise tasarruf oranı neredeyse iki katına çıktı.

Amerikalılar ise bunun tam tersine davranıyor. ABD’de tasarruf oranları pandemi öncesindeki seviyelerin oldukça altında bulunuyor ve tüketim harcamaları ekonomik büyümeyi desteklemeye devam ediyor.

Enflasyonun psikolojik etkisi kalıcı oldu

Küresel finans teknolojisi şirketi Visa tarafından analiz edilen ödeme verileri, enflasyonun zirve yaptığı dönemden yıllar sonra bile Avrupalı tüketicilerin temel ihtiyaçlar dışındaki harcamalarda isteksiz davrandığını ortaya koyuyor.

Uzmanlar, enflasyonun yalnızca fiyatları yükseltmekle kalmadığını, insanların para algısını da değiştirdiğini belirtiyor. Özellikle enerji fiyatları ve yaşam maliyetlerindeki artışlar sonrasında birçok aile, gelirleri toparlanmış olsa bile harcamaya karşı savunmacı bir yaklaşım geliştirdi.

“Ödeyebiliriz ama harcamak istemiyoruz”

Londra’nın varlıklı bölgelerinden birinde yaşayan Shelly Perera bu eğilimin tipik örneklerinden biri. Perera ve eşinin maaşları son yıllarda artmasına rağmen aile artık daha ucuz marketleri tercih ediyor, markalı ürünlerden uzaklaşıyor ve dışarıda daha az yemek yiyor.

Bir dönem tiyatroya gitmek, kaliteli restoranlarda yemek yemek ve ailece yurt dışı tatillerine çıkmak günlük yaşamlarının parçasıyken, bugün aynı harcamaları yapmaktan kaçınıyorlar. Perera, maddi güçlerinin bu harcamalara yettiğini ancak psikolojik olarak buna sıcak bakmadıklarını söylüyor.

Gençler emeklilikten endişe ediyor

Tasarruf eğiliminin arkasındaki nedenlerden biri de sosyal güvenlik sistemlerine duyulan güvensizlik.

Paris’te yaşayan 32 yaşındaki strateji danışmanı Vincent Boucard, devlet emeklilik sisteminin gelecekte kendisini destekleyemeyeceği düşüncesiyle yaşam tarzını değiştirdiğini anlatıyor. Boucard, bütçesini ayrıntılı şekilde takip ediyor, daha ucuz bir eve taşınmış durumda ve gelirinin yaklaşık yarısını biriktirmeyi hedefliyor. Ayrıca tasarruflarını hisse senetleri ve yatırım fonlarına yönlendiriyor.

Avrupalılar yatırım yapmaktan da çekiniyor

Ekonomistlere göre sorunun bir diğer boyutu ise yatırım kültürünün zayıf olması. Avrupalılar finansal varlıklarının yaklaşık üçte birini hâlâ banka hesaplarında veya nakit olarak tutuyor. Bu tasarruflar çoğu zaman enflasyonun gerisinde kalan düşük getiriler sağlıyor.

ABD’de ise bireylerin önemli bölümü hisse senedi piyasalarına yatırım yapıyor ve servet artışından doğrudan yararlanıyor.

Ekonomistler, Avrupa’daki trilyonlarca avroluk atıl tasarrufun daha verimli yatırımlara yönlendirilmesi halinde hem bireylerin hem de ekonominin kazanacağını savunuyor.

“Almanya’da para güvenlik, Amerika’da özgürlük demek”

Frankfurt yakınlarında çalışan finansal psikolog Monika Müller’e göre Avrupalıların para ile kurduğu ilişki tarihsel deneyimlerden etkileniyor.

Müller, Alman toplumunda paranın güvenlik ve emniyetle özdeşleştiğini, bu nedenle paradan ayrılmanın birçok insan için psikolojik rahatsızlık yarattığını söylüyor. Ona göre Amerikalılar parayı daha çok özgürlük ve fırsatlarla ilişkilendirirken, Avrupalılar riskten kaçınmayı tercih ediyor.

Savaşların mirası 

Uzmanlar, kıtadaki tasarruf kültürünün yalnızca ekonomik koşullardan değil, tarihsel bellekten de beslendiğini vurguluyor. II. Dünya Savaşı ve sonrasındaki yokluk yıllarını yaşayan nesiller, çocuklarına ve torunlarına tasarruf etmenin önemini aktardı.

Hollandalı yazılım geliştiricisi Pieter Brakenhoff, savaş yıllarında doğan babasının kıyafetlerini tamamen eskimeden değiştirmediğini ve gereksiz harcamaları hoş karşılamadığını anlatıyor. Kendisinin de uzun yıllar para harcamaktan çekindiğini söyleyen Brakenhoff, son dönemde bu alışkanlığını değiştirmeye çalıştığını ifade ediyor.

Avrupa ekonomisinin önündeki görünmez engel

Ekonomistler, Avrupa’nın büyüme sorununu çözmek için yalnızca faiz oranları, vergi politikaları veya sanayi yatırımlarına odaklanmanın yeterli olmayacağını düşünüyor.

Vatandaşların geleceğe ilişkin kaygılarının azaltılması, tüketim ve yatırım iştahının yeniden canlandırılması gerektiği belirtiliyor.

Marieke Blom’a göre Avrupalı hane halkları pandemi öncesindeki tasarruf davranışlarına geri dönseydi, Euro Bölgesi ekonomisi bugün yaklaşık yüzde 1,3 daha büyük olabilirdi.

Kaynak: WSJ

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın