Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer’ın en yakın yardımcısı olan başbakanlık özel kalem müdürü Morgan McSweeney, Peter Mandelson’ın ABD büyükelçisi olarak atanmasına yönelik tepkilerin büyümesi üzerine görevinden ayrıldı.
10 Numara’daki kıdemli danışmanın pozisyonu, Mandelson’ın hüküm giymiş çocuk istismarcısı Jeffrey Epstein ile süregelen ilişkisinin kapsamını ortaya koyan e-postaların yayımlanmasının ardından patlak veren skandal nedeniyle Starmer üzerindeki baskının artmasıyla giderek sürdürülemez hale gelmişti.
Jeffrey Epstein’le yakın Peter Mandelson’ın ABD büyükelçisi olarak atanmasını tavsiye ettiği ortaya çıktı
McSweeney, Keir Starmer’ın yakın müttefiki ve siyasi akıl hocası olan Peter Mandelson’ın bu göreve atanmasını tavsiye etmenin “tüm sorumluluğunu” üstlendiğini söyledi. Bu kararın İşçi Partisi’ne, ülkeye ve siyasetin kendisine duyulan güveni zedelediğini belirten McSweeney, istifa etmenin kendisi için “onurlu olan tek yol” olduğunu ifade etti.
Son yıllarda İşçi Partisi'nin en etkili siyasi figürünün ayrılması, Starmer için büyük bir darbe olacak; zira Starmer, Başbakanlık konutunun düzenli olarak eleştirilere maruz kalmasına rağmen, çoğu zaman kendi siyasi kararlarından ziyade McSweeney'nin siyasi yargısına güvenmeye başlamıştı.
The Guardian'a yaptığı açıklamada McSweeney şunları söyledi: "Dikkatli bir değerlendirmeden sonra hükümetten istifa etmeye karar verdim. Peter Mandelson'ı atama kararı yanlıştı. Partimize, ülkemize ve siyasete olan güvene zarar verdi."
"Sorulduğunda, başbakana bu atamayı yapmasını tavsiye ettim ve bu tavsiyenin sorumluluğunu tamamen üstleniyorum. Kamu hayatında sorumluluk, en uygun zamanda değil, en çok ihtiyaç duyulduğu zaman üstlenilmelidir. Bu koşullar altında, tek onurlu yol kenara çekilmektir."
McSweeney'nin arkadaşları gazeteye, Başbakanlık görevinden istifasının hemen ardından İşçi Partisi genel merkezindeki seçim stratejisti olarak asıl görevine dönebileceği yönünde spekülasyonlara yol açmasına rağmen, bir süreliğine siyasetten uzaklaşmayı planladığını söylediler.
Ancak onun tamamen kenarda kalmasının olası olmadığını ve hatta bir sonraki genel seçimden önce geri dönebileceğini öne sürdüler. Bir kişi, "Morgan bunu 25 yıldır yapıyor, eminim gelecekte tekrar daha fazla dahil olacaktır, ama şu anda değil" dedi.
İşçi Partisi milletvekilleri McSweeney’nin istifasına verdikleri tepkide ikiye bölündü. Bazıları, onun İşçi Partisi’ni dönüştürmedeki ve 2024’teki seçimlerde ezici bir zafer kazanılmasındaki rolünü vurgulayarak ayrılışına üzüldü; hatta sadakatlerinin Starmer’dan ziyade ona yönelik olduğunu ima edenler bile oldu. Bu isimler, McSweeney’nin Mandelson’ın Washington’a büyükelçi olarak atanması kararında Starmer adına “bedeli ödeyen” kişi haline geldiğini savundu. Bir milletvekili, “Keir, Mandelson meselesinde ve bir dizi başka konuda adeta güvenlik duvarını yeni kaybetti. Sizce öfke şimdi nereye yönelir?” dedi.
McSweeney’ye yakın isimler ise, onun Mandelson’ın atanması için bastırdığı yönündeki iddiaların yanlış olduğunu söyledi. “Görüşünü bildirdi, ama hepsi bu. Kararı Keir verdi.” değerlendirmesinde bulundular.
İşçi Partisi iktidara geldikten sonra McSweeney, göç politikası ve sosyal yardım kesintileri gibi başlıklarda partinin yöneldiği çizgiden rahatsız olan bazı arka sıra milletvekilleri ve taban üyeleri açısından hoşnutsuzluğun odak noktası haline gelmişti.
“Erkekler kulübü” kurmakla ve seçilmiş siyasetçileri devre dışı bırakan tavrı ile eleştiriliyordu
Bu çevreler ayrıca, “erkekler kulübü” diye nitelendirdikleri bir zihniyeti ve seçilmiş siyasetçileri devre dışı bırakan, küçümseyici bir tavrı eleştirdi. Bir milletvekili, Starmer’ın başdanışmanına önce istifa etme fırsatı vermek yerine onu görevden alması gerektiğini söyledi.
Kıdemli bir milletvekili ise şu ifadeleri kullandı: “Artık vakti geldi. McSweeney, başka türlü değil, hep hizipçi davranabildiği için bir dizi korkunç kararın arkasındaydı. Ama buradan çıkarılması gereken daha geniş ders şu: Kararların partinin küçük bir hizbine havale edildiği bir hükümet modeliyle devam edemeyiz.”
McSweeney açıklamasında şunları söyledi: “Bu kolay bir karar olmadı. Yıllar boyunca hakkımda çok şey yazıldı ve söylendi, ancak motivasyonlarım her zaman basitti: Her gün sıradan insanların hayatlarını önceliklendiren ve büyük ülkemiz için daha iyi bir geleceğe götüren bir hükümeti seçmek ve desteklemek için çalıştım.”
“Bunu ancak bir İşçi Partisi hükümeti yapabilir. Başardığımız her şeyden gurur duyarken, ayrılışımın koşullarından dolayı da pişmanlık duyuyorum. Ancak her zaman, sorumluluğunuzu kabul etmeniz ve daha büyük bir amaç için kenara çekilmeniz gereken anlar olduğuna inandım.”
Sözlerini şöyle tamamladı: "Buradan ayrılırken iki önemli düşüncem daha var: Birincisi ve en önemlisi, Jeffrey Epstein tarafından hayatları mahvedilen ve sesleri çok uzun süre duyulmayan kadınları ve kız çocuklarını hatırlamalıyız."
McSweeney Başbakana Starmer'a tam desteğini sürdürdüğünü de belirtti.
İşçi Partisi'nden 'aşırı solcuları' uzaklaştıran isimdi
Kariyerine Londra'nın güneyindeki Lambeth'te İşçi Partisi'nden aşırı solcuları uzaklaştırmaya çalışarak başlayan McSweeney'nin kaybı, özellikle Starmer projesindeki kilit rolü, partideki antisemitizmle mücadele etmesi ve iki yıldan kısa bir süre önce ezici bir seçim zaferi elde etmesi göz önüne alındığında, oldukça sembolik bir önem taşıyor.
McSweeney'nin ayrılmasına rağmen, Mandelson'la ilgili yüz binlerce belgenin parlamento istihbarat ve güvenlik komitesine teslim edilmesiyle birlikte, Starmer üzerindeki skandal baskısının devam etmesi muhtemel.
Ayrıca Mandelson'ın hükümet bilgilerini sızdırdığı iddialarına ilişkin devam eden bir polis soruşturması da bulunuyor.
Kaynak: The Guardian











Yorumunuz