Bugün yapılan Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu, Meclis Başkanı Ziya Öztürkler başkanlığında saat 14.00’te başladı.
Genel Kurul’da ilk olarak onaya sunuşlar gerçekleştirildi. Bu çerçevede, Cumhuriyet Meclisi Başkanlık Divanı'nın maaşlar arasındaki dengenin sağlanmasına yönelik Geçici ve Özel (Ad Hoc) Komite oluşturulmasına ilişkin kararı oy birliğiyle kabul edildi.
Söz konusu Komitede, Ulusal Birlik Partisi’nden Sadık Gardiyanoğlu ile Alişan Şan, Cumhuriyetçi Türk Partisi’nden Erkut Şahali ile Devrim Barçın, Demokrat Parti’den Serhat Akpınar, Yeniden Doğuş Partisi’nden Talip Atalay ve Bağımsız milletvekili Jale Refik Rogers yer aldı.
Genel Kurul’da ayrıca Başbakanlığın, Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi gündeminde bulunan ve Orta Doğu’daki savaş ile bölgedeki olağanüstü koşulların ekonomide yaratabileceği etkiler doğrultusunda hayat pahalılığı ödeneğine ilişkin düzenlemeleri görüşüldü.
Bu çerçevede, çeşitli kamu kesimlerini kapsayan değişiklik yasa tasarılarının komitede ivedilikle görüşülmesine yönelik tezkereler oy çokluğuyla kabul edildi.
Düzenlemelerin gerekçesinde, Orta Doğu’daki savaşın küresel ekonomide belirsizlik yarattığı, tedarik zinciri ve enerji maliyetleri üzerinden ülke ekonomisini etkilediği belirtilerek, kamu maliyesinde tedbir alınmasının gerekli olduğu ifade edildi.
Buna göre, hayat pahalılığı ödeneğinin bir defaya mahsus olmak üzere Nisan 2026 ve Ocak 2027’de iki kez konsolide edilerek uygulanması öngörülüyor.
CTP Genel Başkanı İncirli: Savaş öncesinde de yüksek enflasyon, borçlanma ve rekor bütçe açıkları vardı
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli söz alarak hükümetin Orta Doğu’daki savaşı gerekçe göstermesine tepki gösterdi; kamu maliyesi ve ekonominin savaş başlamadan çok önce de kötü yönetildiğini belirterek, “Lütfen savaşı bahane etmeyin… Bu memleketin kamu maliyesi ve ekonomisi savaş başlamadan çok önce de çok kötü yönetiliyordu” dedi.
Hükümetin kaynakları çarçur ettiğini, yanlış kararlar alarak hem emek dünyasını hem iş dünyasını perişan ettiğini, sürekli borçlanıldığını ve faiz yükünün yurttaşların sırtına yüklendiğini sözlerine ekleyen İncirli, yatırım yapılmadığını, bu nedenle ekonominin güçlenemediğini ve usulsüzlük, yolsuzluk ile torpil iddialarının gündeme geldiğini ifade etti.
“Savaşı bahane göstermeyin, çıkın açık yüreklilikle bu ekonomiyi yönetemedik deyin” ifadelerini kullanan İncirli, hükümetin ekonomi ve kamu maliyesini kötü yönetmesi nedeniyle bu noktaya gelindiğini ve çaresiz kalındığını söyledi.
Hayat pahalılığı ödeneğinin üç ay uygulanıp ardından dokuz ay uygulanmamasını da eleştiren İncirli, savaş öncesinde de yüksek enflasyon, sürekli borçlanma ve rekor bütçe açıklarının bulunduğunu hatırlatarak, yaşananların yalnızca savaşa bağlanmasının doğru olmadığını söyledi.
“Bu insanların alım gücü nasıl korunacak?”
İncirli, düzenleme kapsamında üç ay hayat pahalılığı ödeneği verileceğini, ancak sonraki dokuz ay boyunca uygulanmayacağını belirterek, bunun insan yaşamı üzerindeki etkilerinin iyi düşünülmesi gerektiğini ifade etti. Zamların artabileceğini ancak buna karşılık hayat pahalılığı ödeneğinin verilmemesi nedeniyle vatandaşın alım gücünün korunamayacağını dile getiren İncirli, “Bu insanların alım gücü nasıl korunacak?” diye sordu.
Söz konusu uygulamadan kamu görevlileri, emekliler, sigortalılar ve asgari ücretliler dahil toplumun tüm kesimlerinin etkileneceğini dile getiren İncirli, vatandaşların elektrik, gıda ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanacağını ifade etti.
İncirli, ülkenin bu kadar kırılgan bir hale gelmesinin nedeninin kötü ekonomi ve kamu maliyesi yönetimi olduğunu ifade ederek, “Bütün bunların sorumlusu sizsiniz” dedi.
CTP olarak göreve gelmeleri halinde mevcut tabloyu düzeltmek için çalışacaklarını da belirten İncirli, “Bu enkazı durduracak, memleketi adım adım tamir edeceğiz” ifadelerini kullandı.
Maliye Bakanı Berova: Geçiş sürecinde maaşlar ve asgari ücrette yapılacak artışlarla vatandaşlara destek olunacak
Kürsüye çıkarak İncirli’ye yanıt veren Maliye Bakanı Özdemir Berova, “Hayat pahalılığı ödeneğinin dondurulması diye bir husus kesinlikle yoktur” diyerek bu yöndeki eleştirileri reddetti.
Hükümete yönelik, kaynakların çarçur edildiği, yatırım yapılmadığı, usulsüzlük ve yolsuzluk olduğu yönündeki söylemleri eleştiren Berova, bu ifadelerin ekonomik gerçekliklerden uzak olduğunu söyledi.
Berova, bölgede yaşanan savaşın dünya ekonomisini ciddi şekilde etkilediğini, oluşan dalgaların Avrupa ülkeleri ve Güney Kıbrıs’ı etkilediği gibi KKTC’yi de etkilediğini belirtti.
Bu dalgalanmanın zamanla azalacağı ve özellikle sonbahar aylarında daha rahat bir sürece girileceği öngörüsüyle söz konusu düzenlemenin yapıldığını ifade eden Berova, yapılan düzenlemeyle bu “akut dönemde” üç aylık hayat pahalılığı ödeneğinin hem çalışanlara hem de asgari ücretlilere yansıtılarak bir “can suyu” sağlanmasının hedeflendiğini kaydetti.
İlerleyen süreçte değişkenlere bağlı olarak yeni düzenlemeler üzerinde çalışıldığını dile getiren Berova, düzenlemenin neden tek paket halinde getirilmediğine ilişkin eleştirilere de değindi. Zaman baskısı altında çalıştıklarını belirten Berova, yasal düzenlemenin ay sonuna kadar tamamlanması gerektiğini söyledi.
Piyasalarda özellikle iş gücü maliyetleri açısından öngörülebilirlik sağlamak istediklerini ifade eden Berova, dokuz aylık süreçte ücretler tarafındaki değişkenliği kontrol altına almayı hedeflediklerini belirtti. Enerji maliyetlerine ilişkin de belirlilik yaratmaya yönelik çalışmalar yürütüldüğünü kaydeden Berova, akaryakıt fiyatlarındaki küresel dalgalanmanın ise kontrol edilemediğini söyledi.
Akaryakıt fiyatlarındaki artışın tüm dünya ekonomilerini etkilediğini ve bu durumun uzun süre sürdürülebilir olmadığını belirten Berova, fiyatların bir noktada dengeleneceğini öngördüklerini ifade etti.
Bu süreçte devletin akaryakıtta vergi indirimi gibi adımlar attığını ancak bunun sürekli sürdürülebilir olmadığını dile getiren Berova, geçiş sürecinde maaşlar ve asgari ücrette yapılacak artışlarla vatandaşlara destek olunacağını, gelişmelere göre yeni ekonomik adımlar atmaya hazır olduklarını söyledi.
Öte yandan CTP Milletvekili Fikri Toros’un akaryakıt tedarik zincirine ilişkin sorusu üzerine Berova, akaryakıtın Türkiye ve TÜPRAŞ üzerinden sağlandığını belirterek, bugüne kadar tedarik açısından bir sıkıntı yaşanmadığını, fiyat artışlarının ise küresel gelişmelere bağlı olduğunu ifade etti.
CTP Milletvekili Şahali: “Batırdınız, bu yokuşu çıkacak takatiniz kalmadı”
Ardından CTP Milletvekili Erkut Şahali kürsüye çıkarak hükümetin gerekçelerine tepki gösterdi. Şahali, ileri sürülen gerekçelerin gerçeği yansıtmadığını belirterek, “Bu gerekçelerinizin hepsi yalandır, siz de çok iyi biliyorsunuz” dedi.
27 Ocak tarihinde maaşlardaki artışların dengelenmesine yönelik bir komite kurulmasına karar verildiğini hatırlatan Şahali, bu komitenin yüksek maaşlarda hayat pahalılığı kaynaklı artışların “traşlanması” amacıyla oluşturulduğunu söyledi.
O dönemde de savaş ve belirsizlik gerekçelerinin öne sürüldüğünü ifade eden Şahali, bugün ise üç aylık hayat pahalılığı ödeneği verilip dokuz aylık kısmın uygulanmamasının kabul edilemez olduğunu dile getirdi.
Hükümetin ekonomi yönetimini eleştiren Şahali, sürekli borçlanıldığını, bütçenin yönetilemediğini ve gelinen noktada bu yükün halka yansıtıldığını dile getirdi. “Batırdınız, bu yokuşu çıkacak takatiniz kalmadı” diyen Şahali, hükümetin bu düzenlemeyle sorumluluktan kaçtığını ileri sürdü.
Hayat pahalılığının yasa ile ortadan kaldırılamayacağını vurgulayan Şahali, enflasyonun devam edeceğini ve özellikle dar gelirli kesimlerin daha fazla etkileneceğini ifade etti. Şahali, özellikle sosyal sigortalar kapsamında düşük emekli maaşı alanlar için yeterli koruyucu önlem alınmadığını savundu.
Hükümetin ekonomik öngörü ve mali kapasite açısından yetersiz kaldığını söyleyen Şahali, “Nisandan sonrasını hesap edecek mali kabiliyetiniz yoksa bunu açıkça söyleyin” dedi. Bu düzenlemenin yaratacağı sosyal etkilerin yeterince değerlendirilmediğini ifade eden Şahali, toplumun tüm kesimlerinin bundan olumsuz etkileneceğini dile getirdi.
Şahali, CTP olarak bilgi, birikim ve önerilerini paylaşmaya hazır olduklarını belirterek, yapılacak çağrıların samimiyetle yapılması gerektiğini söyledi.
Şahali’nin ardından yeniden söz alan Maliye Bakanı Özdemir Berova ise, yöneltilen suçlamalara yanıt verdi. Berova, Şahali’nin kendilerini “yalan söylemekle” suçladığını belirterek bu iddiaları reddetti.
Komitenin maaş kesintisi amacıyla değil, üst maaş gruplarında oluşan artış farklarının dengelenmesi için kurulduğunu ifade eden Berova, bu çalışmanın toplumdan gelen talepler doğrultusunda yapıldığını söyledi.
Şahali’nin, düşük emekli maaşı alanlar ve sosyal yardım alanlara yönelik özel düzenleme yapılmadığı yönündeki eleştirisine de değinen Berova, bu konuda çalışma yaptıklarını ve sendikalarla da paylaştıklarını belirtti. Ancak mevcut yapının dağınıklığı nedeniyle uygulamanın zor olduğunu ifade eden Berova, buna rağmen aynı mali çerçeve içinde kalmak kaydıyla çözüm üretmeye hazır olduklarını ve bu yönde istekli olduklarını dile getirdi.
Cumhuriyet Meclisi Genel Kurulu'nda alçak orman arazilerinin devri ve icarıyla ilgili yasa tasarısı konuşuldu. CTP, yasa tasarısının geri çekilerek konunun yeniden ele alınmasını önerirken, Başbakan Ünal Üstel yasa tasarısının görüşülmesine aynı şekilde devam edeceklerini söyledi.
Genel Kurul'da Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı” ile “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı” üçüncü görüşmesine ilişkin tezkereler okundu.
Orman arazileriyle ilgili tezkere oy çokluğu, mücahitlerin tazminiyle ilgili tezkere oy birliğiyle kabul edildi.
İncirli: İTÜ’ye Karpaz’da tahsis edilecek arazi sınırlandırılsın
CTP Genel Başkanı Sıla Usar İncirli, Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı üzerine söz aldı.
İncirli, tasarı ile ilgili geçen hafta yaptıkları görüşmelerde, arazinin büyüklüğü ile ilgili eleştirileri ortaya koyduklarını ve konunun yeniden değerlendirilmesi gerektiğini paylaştıklarını kaydetti.
2008'de İstanbul Teknik Üniversitesi’nin (İTÜ) KKTC’ye gelmesinde davetleri olduğunu, Karpaz’daki yatırımın da doğa ile çevre ile uyumlu olması gerektiğini ifade eden İncirli, bu konuda yapılan kuruluş yasası çalışmalarını da anımsattı.
İncirli, toplumun, arazinin büyüklüğü ile ilgili hassasiyetlerine de işaret ederek, İTÜ’nün kaliteli bir üniversite olduğunu ve Karpaz bölgesinde de hayata geçmesini arzu ettiklerini ancak yatırımın artık başlaması gerektiğini belirtti.
Sıla Usar İncirli, buradaki itirazın, toplumsal hassasiyetin; arazinin büyüklüğüne olduğunu kaydederek, arazilerin sınırlandırılması için konunun yeniden ele alınması gerektiği düşüncesiyle yasanın komiteye geri çekilmesi çağrısı yaptı.
Yatırıma kimsenin itirazı olmadığını ifade eden İncirli, “Yasa tasarısı geri çekilsin, yeniden ele alınsın, aksi halde CTP’nin oy doğrultusu ret olacak” dedi.
Başbakan Üstel’den tartışmalı iddia: Karpaz'da İTÜ'ye kiralanması uygun görülen arazinin 'güvenlik gereği stratejik' olduğunu öne sürdü
Başbakan Ünal Üstel de, uzun süredir gündemlerinde olan ve yatırım içeren İTÜ protokolüne işaret ederek, İncirli’nin çağrısını değerlendirdi.
Üstel, yasa tasarısının bugüne gelene kadarki sürecini anlatarak, alçak orman arazilerinin de içinde bulunduğu bir alanda yapılacak kampüsün, doğayla çevreyle iç içe yapılacağını kaydetti.
UBP olarak yasa tasarısının görüşülmesine aynı şekilde devam edeceklerini, orada mevcutun yanında daha güzel bir ağaçlandırma yapılacağını, arazide eğitim dışında bir yapılaşma olmayacağını ifade eden Üstel, üniversitenin orada kuracağı kampüsü anlattı.
Karpaz'ın stratejik bir alan olduğunu söyleyerek ülkenin güvenliğini sağlayanın Türkiye Cumhuriyeti olduğunu anımsatan Başbakan Üstel, bu konunun Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenliği açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Üstel, milletvekillerinin buna göre düşünmesini istedi.
Bölgedeki savaş ve gerginliklere de işaret eden Üstel, güvenlik açısından da bunun önemine vurgu yaptı.
İncirli, bugüne dek kimsenin güvenlik meselesi hakkında bilgilendirilmediğini belirtti
Ana muhalefet CTP Gelen Başkanı Sıla Usar İncirli, “Hükümet’in Yeni Paketi” konusunda söz aldı.
İncirli, Başbakan Ünal Üstel’in Karpaz’daki yerle ilgili “güvenlik” açıklamasına da işaret ederek, kiralanan orman arazisiyle ilgili güvenlik endişesi varsa bunun kapalı oturumlarda tartışılabileceğini belirtti.
Demokratik ülkelerde bu konuların üstü kapalı konuşulamayacağını ifade eden İncirli, İTÜ’ye 2008 ve 2010 yılında yerlerin gösterildiğini, bunun üzerine birçok hükümet ve bakan geldiğini ancak kimsenin güvenlik meselesi hakkında bilgilendirilmediğini söyledi.
Böyle meselelerin kamuya açık olmasa bile kapalı oturumlarla muhakkak tartışılması gerektiğini söyleyen İncirli, 2008 yılında kendileri tarafından yasanın yapıldığını ve aradan uzun bir süreç geçtiğini anımsattı. İncirli, İTÜ’nün ülkeye gelmesiyle ve bu yatırımı yapmasıyla alakalı bir itirazları olmadığını vurguladı.
Ülkedeki devlet ciddiyetinin herkes tarafından idrak edilebileceğini söyleyen İncirli, söz konusu arazilerin bu proje için çok büyük olduğunu, bu nedenle “hayır” olan oy doğrultularını değiştirmeyeceklerini belirtti. İncirli, bu konunun izaha muhtaç olduğunu ifade etti.
Başbakan Ünal Üstel tarafından açıklanan destek paketine değinen İncirli, henüz savaşın ekonomik etkilerinin yaşanmadığını savundu.
İncirli, ekonominin kötü yönetildiğini ve hayat pahalılığı konusunun bu durumu daha da kötüleştireceğini dile getirdi.
Prim desteklerinin aralık ayından beri ödenmediğini, şimdi “gecikmiş bir kararla” tekrar devam ettiğini söyleyen İncirli, asgari ücret üzerinden verilen toplam 12 bin TL’lik desteklerin kime verildiğini, toplam ne kadar ödeme yapıldığını ve denetimlerin nasıl yapıldığını sordu.
Prim destekleri kesildiği zaman işten çıkarmaların artığını söyleyen İncirli, işten çıkarmalar ve çıkarılan kişiler hakkında veri toplanması gerektiğini kaydetti.
“Piyasaya zarar veriyorsunuz. Bu dokunuşlar amacına ulaşmıyor” şeklinde konuşan İncirli, bunun “beceriksizlik” olduğu görüşünü belirtti.
Ödeme güçlüğü içinde olan ve ödeme kapasitesi bulunmayan üreticiye, Kalkınma Bankası’ndan kredi verilerek, borcu borç ödemenin teşvik edildiğini savunan İncirli, üreticilerin ayakta kalabilmesi için borçların yapılandırılması gerektiğini ifade etti.
Savaşın şok dalgalarının ülkede çok fazla hissedilmese de turizmle süt ve süt ürünleri sektörlerinin etkilendiğini ve süt ürünlerinde körfez ülkelerine yapılan ihracatın durduğunu söyleyen İncirli, CTP’nin vizyonunda, Yeşil Hat üzerinden yapılan ticaretin gelişmesine yer verilmesi olduğunu anımsattı.
“İnsanlar gideceğiniz zaman için gün sayıyorlar”
“Siyaset geleceğe dair sorunları da önceden görmeli” diyen İncirli, süt ve süt ürünleri için yeni pazarlar aranması gerektiğini ve gerekirse, bu konuda Türkiye Cumhuriyeti’nden yardım alınabileceğini vurguladı. Bu konunun acil olduğunu belirten İncirli, imalatçıların ve üreticilerin zor durumda olduğunu söyledi.
“Turizme çok ciddi bir darbe vurulmak üzeredir” diyen İncirli, gelecek yıl için turizm sektörü açısından derhal çalışma yapılması gerektiğini belirtti. İncirli, turizmin birçok yan sektörü etkilediğini belirterek, turizmin ayakta kalabilmesi ve işten çıkarmaların engellenmesi için yapılabileceklere değindi.
Açıklanan pakette bu sektörlere yer verilmemesini eleştiren İncirli, Hayat Pahalılığı konusunda, işletmeler ve halkın zor duruma gireceğini savunarak, “İnsanlar gideceğiniz zaman için gün sayıyorlar” dedi.
Bakan Çavuş: 3 bin 500 dönüm arazi CTP iktidarı tarafından kiralanmıştı
Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanı Hüseyin Çavuş, İTÜ yasası kapsamında bilgilendirme yapması gerekenin CTP olduğunu ve 3 bin 500 dönüm arazinin CTP iktidarı tarafından kiralandığını söyleyerek, “Yaptığımız işlerin arkasındayız.” dedi.
Eski CTP iktidarı döneminde İTÜ arazisi hariç tüm tarım arazi kiralarının iptal edildiğini belirten Çavuş, süt konusunda da açıklamada bulundu.
Çavuş, 620 bin litre süt işlendiğini, kırsalda güven vererek istihdam yaratıldığını ve yeni ile eski üreticiye destek verildiğini kaydederek, Arap pazarına KKTC ürünlerinin girmesi için herkesin çok büyük çaba harcadığına işaret etti.
Süt işleme merkezlerinde, ocak ayında denetim yapıldığını ve yatırım zorunluluğu getirildiğini söyleyen Çavuş, süt ürünlerinin ihracı konusunda savaş nedeniyle sorun yaşandığını belirtti.
Krema ve teleme ürünlerinde Türkiye pazarına girmek için çalışmalar yapıldığını söyleyen Çavuş, ihracatın başladığını vurguladı.
Tarım Bakanı Çavuş, açıklanan paketin bir bacağının da Süt Ürünleri İmalatçılar Birliği’nin (SUİB) borçlandırılması için düzenlendiğini belirtti.
Hükümetin çıkan krizlere göre yeni adımlar atacağını belirten Çavuş, verilecek olan kredilerin yatırım kredisi olduğuna dikkat çekti. Hükümetin mekanizasyona destek vereceğini dile getiren Çavuş, üreticiye bu şekilde destek verildiğini söyledi.
Şap hastalığı: GKRY’nin aşılama konusunda hatalı ilerlediğini iddia etti
Yeşil Hat Tüzüğü konusunda, Cumhurbaşkanı ile bir görüşme gerçekleştirdiğini söyleyen Çavuş, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin şap hastalığı sebebiyle kendi hayvanları telef edildiği için, KKTC’de de bunun yapılmasını talep ettiğini belirtti.
GKRY’nin aşılama konusunda hatalı ilerlediğini belirten Çavuş, hastalığın bu sayede daha çok yayıldığını söyledi.
Brusella hastalığı konusunda KKTC’de sayıların çok azaldığını söyleyen Çavuş, GKRY’nin şap hastalığı konusunda gerekli verileri paylaşmamasına ve KKTC’nin her kurala uymasına rağmen tescil konusunda zorluk yaşandığını belirtti.
Bakan Hasipoğlu, işten çıkarma oranlarının yüksek olmadığını ileri sürdü
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Oğuzhan Hasipoğlu, 12 bin TL’lik destek paketiyle ilgili amacına ulaştığını ve 19 bin asgari ücretlinin bu desteği aldığını söyledi.
Her yıl ocak ve şubat ayında prim desteği ödemelerinin kesintiye uğradığını belirten Hasipoğlu, uygulamanın bu şekilde olduğunu anlattı. Hasipoğlu, “Asgari ücretliyi, hayat pahalılığı karşısında ezdirmedik” dedi.
İstihdam ve destek paketinin yaklaşık 75 bin çalışan için aylık 260 milyon TL değerinde olduğunu ve muhalefetin bu uygulamalara yabancı olduğunu belirten Hasipoğlu, turizm sektörünün bu paket kapsamında olduğuna işaret etti.
Hasipoğlu, inşaat, üretim, imalat, tarım, hayvancılık, otel sektörü, kadınlara yüzde 80, erkeklere yüzde 60 prim desteği, ihtiyaç sandığından teşvikler, kadın girişimcilere yüzde 100 prim desteği devam ettiğini söyledi.
Hasipoğlu, 16-35 yaş arası ilk kez sigortalı olacak olan KKTC vatandaşlarına 20 bin TL maaş desteği verileceğini de ve engelli bireylerin özel sektörde istihdamına yönelik işverene yüzde 100 prim desteği ve yarı maaş desteği verileceğini belirtti.
Bakan Hasipoğlu, paketlerin eleştirilmemesi gerektiğini söyleyerek, işten çıkarma oranlarının yüksek olmadığını belirtti.
Başbakan Üstel, elektriğe şu an bir zam yapılmadığını yapılacaksa, asgari bir zam yapılacağını iddia etti
Başbakan Ünal Üstel hükümet olarak vatandaşa desteklerini hep devam ettirdiklerini belirten Üstel, prim desteklerinin genişletildiğini vurguladı.
Üstel, kendi hükümetleri döneminde çalışan sayısının 90 binden 160 bine çıktığını ve bunun sebebinin teşvik programları olduğunu kaydetti.
Hükümetin engelli istihdamı yaptığını söyleyen Başbakan Üstel, desteklerle açılımlar yaptıklarını vurguladı.
Üstel, özel sektöre uygulanan prim desteklerine değinerek, çalışma hayatında KKTC vatandaşlarının sayısının arttığını söyledi.
Başbakan Üstel, Güney Kıbrıs’ta çalışan vatandaşların sayısının bu teşvik ve asgari ücret artışları sebebiyle her geçen gün azaldığını belirtti.
Körfez ülkelerine yapılan ihracatın sektörle görüşüldüğünü, paketin öyle düzenlendiğini kaydeden Üstel, Körfeze giden krema ve telemenin Türkiye Cumhuriyeti’ne gitmeye başladığını söyledi.
Hükümetleri döneminde süt sektöründe gelişme yaşandığına dikkat çeken Üstel, Kalkınman Bankası'ndan birçok sektöre açılımlar yapılmasının bir ilk olduğunu vurguladı.
Savaşın devam etmesi sebebiyle ekonominin her dalında sıkıntı yaşanacağını belirten Üstel, “Bu sıkıntıları asgariye indirmek için ve üreticiye destek vermek için destek programını açıkladık.” dedi.
Orta Doğu’daki savaşa değinen Üstel, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin garantörlük hakkını kullanarak ülkede güvenliği sağladığını vurguladı.
Üstel, turizm sektörünün sadece Türkiye üzerinden değil 3’üncü dünya ülkelerinden de turistler ağırlandığını ancak Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nden gelip KKTC konaklamak isteyen turistlerin Rum tarafının baskısı altında kaldığını kaydetti.
Ajet ve THY ile yapılan protokole dikkat çekerek bu yıl da benzer bir protokol yapılması için çalışmaların başlatılacağını belirten Üstel, oteller yüzde 80 doluluk ile çalışıyorsa bunun TC’den gelen turistler sayesinde olduğunu söyledi.
Mali İşbirliği Protokolü’nün daha erkene çekileceğini belirten Üstel, elektriğe şu an bir zam yapılmadığını yapılacaksa, asgari bir zam yapılacağını söyleyerek, akaryakıtta tedarik sorunu olmadığını, 2 aylık stok bulunduğunu dile getirdi.
Konuşmaların ardından Ekonomi, Maliye, Bütçe ve Plan Komitesi Başkanı Resmiye Eroğlu Canaltay, Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasa Tasarısı’na İlişkin Raporu okudu.
CTP Milletvekili Barçın belgeyle konuştu: Bir trole Maliye’den 50 bin TL; ertesi gün Başbakanlık’tan 10 bin TL ödeme verildi
Tasarı üzerine söz alan CTP Milletvekili Devrim Barçın, daha önce de gündeme gelen trollerle ilgili konuştu.
16 Mart tarihinde bir kişiye Maliye Bakanlığı’ndan 50 bin TL’lik bir çek kesildiğini ve ardından ertesi gün aynı kişiye Başbakanlık tarafından 10 bin TL’lik bir ödeme yapıldığını söyleyen Barçın, bunu kanıtladığını iddia ettiği belgeyi kürsüden gösterdi.
Yapılan yorumlardaki isimlerin araştırıldığını söyleyerek buna değinen Barçın, bu kişilerden birinin, her ay 10 bin TL’lik hane halkı destek ödemesi aldığını savundu.
Hane halkı yardım başvurularının birçoğunun Girne-Alsancak bölgesinden olduğunu savunan Barçın, tasarruf yapıldığının söylenmesinden sonra bile bu kalemin aşırı kullanıldığını söyledi.
Yurt dışı geçici görev yolluklarında tasarrufa gidileceği hakkında yapılan açıklamanın ardından neden karar üretilmediğini de soran Barçın, tasarrufa başlanacaksa izaz ikramdan başlanması gerektiğini belirtti.
Berova, yaptıkları bir araştırmada “maaşa bağlanan gerçek CTP trollerini” gördüklerini ileri sürdü
Eleştirilere yanıt veren Maliye Bakanı Özdemir Berova, sosyoekonomik seviyeleri düşük olan insanlara yapılan hane halkına yardım kalemi konusunda bir konuşma yapmaktan “hicap” duyduğumu belirtti.
Hane halkına yardım kalemini icat edenin Ünal Üstel’in Başbakanlığındaki hükümet olmadığını belirten Berova, bu uygulamanın geçmiş yıllarda da yapıldığını kaydetti.
2018 yılında Ocak ayında başlayan Cumhuriyeti Türk Partisi'nin başbakanlığındaki döneme değinen Berova, “O dönemin Başbakanı Tufan Erhürman, Maliye Bakanı Serdar Denktaş ve yine o dönemin Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’dır. Bu her üç makamında hane halkına kullanım kalemi vardı” dedi.
Berova, o dönemdeki makamların kendilerine ayrılan hane halkı kalemini kullandığını ifade etti.
Özdemir Berova, “Bir olguya maaş diyebilmemiz için ve bu maaşın maaş olduğunu ispatlayabilmek için, o rakamın ardı ardına ardışık bir şekilde verilmesi gerekir” dedi.
Mali yıl başlangıcında yayınladıkları genelgede yüzde 10 tasarruf yapılacağını net olarak açıkladıklarını anımsatan Berova, ancak bu yıl içerisinde yüzde 10 tasarruf kısmını aşmayacaklarını ifade etti.
Berova, hane halkına yardım kalemlerinin ilgili bakanlığın en üst ita amiri tarafında verilen dilekçeler üzerinden değerlendirilerek yılsonunda da ödenek kalemini aşmamak koşuluyla verildiğini belirtti.
Özdemir Berova, Maliye Bakanlığı olarak 2024-2025 yılında kendilerine ayrılan ödeneğin yüzde 75'ini kullandıklarını kaydetti.
Berova, 2026 yılında bu üç kalemi kullanan Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Maliye Bakanlığı’nın hane halkı yardım kalemini kullanma oranlarının yüzde elinin altında olduğunu dile getirdi.
Berova, “Bu yüzde 50 rakamına kim yaklaşırsa uyarılacak ve yüzde 50 rakamını bu yıl içerisinde koruyacağız” diye konuştu.
Maliye Bakanı Berova, yaptıkları bir araştırmada “maaşa bağlanan gerçek CTP trollerini” de gördüklerini belirtti.
Üstel, “Örtülü yapılacak hiçbir şeyimiz yoktur” dedi
Başbakan Ünal Üstel, CTP Milletvekili Devrim Barçın’ın konuşmasını “talihsiz” olarak değerlendirerek, meclis kürsüsünde hiçbir zaman hane halkı yardımının tartışılmadığını söyledi.
Üstel, Barçın’ın bu konuları TV programlarına taşımasını da eleştirdi.
Sözü, dürüstlüğü ve çalışkanlığı ile milletvekili seçildiğini popülizm yapmadığını ve kimseyi karalamadığını belirten Üstel, hane halkı yardımları konusunda daha önce yaptığı açıklamaların arkasında olduğunu söyledi.
Üstel, “trol” yorumlarının kendisi için de yapıldığını kaydederek bu konuda kimseyi suçlamadığını vurguladı.
“Trolleri” kimlerin kullandığını konusunda araştırma yapılmasını istediğini ifade eden Üstel, hükümete mensup kimsenin “trollere” ihtiyacı olmadığını, kamuoyunda algı yaratılmaya çalışıldığını söyledi.
Hükümete geldiği günden itibaren verdiği tüm sözleri, milletvekili grubuyla yerine getirdiklerini vurgulayan Üstel, izaz ikram kalemi hakkında yapılan eleştirilere yanıt verdi.
“Örtülü yapılacak hiçbir şeyimiz yoktur” diyen Üstel, Barçın’ın halkı yanıltacak haberler verdiğini söyledi. Üstel, Başbakanlık’tan 50 bin TL’lik çek çıkarsa istifa edeceğini yineledi.
Üstel, Barçın’ın yönelttiği suçlamaları kendisine iade ettiğini, onların “desteğe” ihtiyacı olduğunu belirtti.
CTP Milletvekili Devrim Barçın tekrar kürsüye çıkarak, son üç seçimde CTP’nin, UBP’yi “yendiğini” ve desteğe ihtiyacı olmadığını, Üstel’in manipülasyon yaptığını söyledi.
Barçın, kamu maliyesinin battığını savunarak aynı kişiye iki kez ödeme yapılması gibi uygulamaların bunun asıl nedeni olduğunu kaydetti.
CTP Milletvekili Şahiner: Teknoparka şirket kurmak için çok sayıda talep var
Genel Kurul’da söz alan CTP Milletvekili Salahi Şahiner, “Bir hükümetin itibarı trollere kaldıysa işi zor” diyerek “trollerin” hem CTP’li hem UBP’li vekillere yorum yaptığını söyledi.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası’nın muhalefet için çok değerli olduğunu belirten Şahiner, hükümetin de yasayla ilgilenmesi gerektiğini kaydetti.
Şahiner, DAÜ Teknopark’ın kurulmasında yaşanan sorunları dile getirerek, tahsis edilen arazinin tıp fakültesine verildiğini, yeni yer bulunamadığını ve yönetimdeki değişiklikler nedeniyle sürecin askıda kaldığını söyledi.
Yasanın defalarca ertelendiğini kaydeden Şahiner, Teknoparka şirket kurmak için çok sayıda talep olduğunu ve bu durumun, ülkeye yüz milyonlarca liralık katma değer sağlayacak potansiyel yatırımları engellediğini dile getirdi.
Şahiner, teknoparklar için altyapı ve üstyapı yatırımlarının devlet eliyle yapılması gerektiğini belirtti.
Şahali: “Hane halkı yardım ödenekleri istismar ediliyor”
CTP Milletvekili Erkut Şahali, hükümetin, "bilişim adası" söylemini eleştirerek, teknoloji geliştirme bölgelerine arazi bulunamadığını ancak UBP ilçe başkanlarına, solar santral projelerine arazi tahsisinin kolayca yapıldığını söyledi.
DAÜ Teknoparka yeni bir arazi tahsisi yapılmamasını ve yasanın gecikmesini eleştiren Şahali, “Hükümetin, dediğiyle yaptığı örtüşmüyor” dedi.
Hükümetin tüm iş ve işlemlerinin şüphe altında olduğunu söyleyen Şahali, Başbakan Üstel’in yakın çevresindeki bürokratlar hakkındaki iddiaların yargıya taşındığını ifade etti.
Devleti yönetmenin sadece makamlarda bulunmaktan ibaret olmadığını, yasaların emrettiklerinin eksiksiz yerine getirilmesi gerektiğini kaydeden Şahali, “Hane halkı yardım ödenekleri istismar ediliyor” ifadelerini kullandı.
Bugünkü toplantıda “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı oy birliğiyle, “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı ise oy çokluğuyla geçti.
Hasipoğlu: Konu yine UBP ve partinin eski kadın kolları başkanına ve onunla ilgili dava sürecine geldi
UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, Meclis Genel Kurulunda İTÜ'ye arazi tahsis edilmesi meselesi konuşulurken, konunun yine Ulusal Birlik Partisi ile partinin eski kadın kolları başkanına ve onunla ilgili dava sürecine geldiğini kaydetti.
“Ulusal Birlik Partisi veya Başbakan lehine yorum yapanlar trol, sizin lehinize yorum yapanlar normal vatandaş. Böyle bir ayrım üzerine bir konuşma yaptı sayın Şahali…” diyen Hasipoğlu, bunlar üzerinden siyaset yapılmasının üzücü olduğunu belitti.
Hükümetin icraatlarına değinen Hasipoğlu, yapılan icraatların eleştirildiğini dile getirdi.
“Sizin döneminizde maaşlar taksitle ödeniyordu.” diyen Hasipoğlu, devam eden yargı süreçleriyle ilgili kürsüden konuşmak istemediğini dile getirdi.
Hasipoğlu, herkesin bir masumiyet karinesi olduğunu ve devam eden mahkeme süreçleriyle ilgili kişilerin anılmaması gerektiğini kaydetti.
Bakan Amcaoğlu, üslubun yerlerde sürüklenmemesi gerektiğini söyledi
Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu da, “Gazimağusa’daki Teknoloji Geliştirme Bölgesinde 47 üretici şirketin faaliyet göstermekte olduğundan haberiniz var mı?” diye sordu.
Amcaoğlu, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kalkanlı Teknoloji Vadisi’nde ilk kez, beş ARGE projesinden bir tanesinin onaylanıp yönetim kurulu tarafından uzman görüşleri için gönderildiğini, devamında değerlendirme denetim komisyonunun onayı alındıktan sonra Bakanlık tarafından imzalanıp keşif belgesi düzenlenerek ilk kez hayata geçirileceğini ifade etti.
Maliye Bakanlığı döneminde ARGE projelerine destek konusunda 8 milyon TL proje kalemi oluşturduklarını kaydeden Amcaoğlu, yaptıkları çalışmalara da değindi.
2018-2019'da yasallaşan süreçlerle alakalı bir adım atılmadığını belirten Amcaoğlu, zorluklar aşılarak ilk kez projelerin onaylanmaya başlandığını kaydetti.
Amcaoğlu, konuşmasında Gazimağusa’daki Teknoloji Geliştirme Bölgesi konusuna da değindi.
Eleştirilerin olabileceğini ve eksiklerin dile getirilebileceğini kaydeden Amcaoğlu, üslubun da yerlerde sürüklenmemesi gerektiğini ifade etti.
Amcaoğlu, konuşmasında kendisine yöneltilen bazı sorulara da yanıt verdi.
Şahali, Mesarya Belediye Başkanı Ahmet Latif’in Maliye Bakanlığı’nın siyasi girişimi nedeniyle yargılandığını savundu
CTP Milletvekili Erkut Şahali de, “Hükümete mensup milletvekilleri, bizim dile getirdiğimiz ve kamuoyunu sarsan iddialara yanıt olarak ‘Mesarya Belediye Başkanı Ahmet Latif’in ağır cezada yargılanıyor’ oluşunu karşı cevap olarak söyleyerek, ne kadar zorda olduklarını bize kanıtlıyorlar” dedi.
Şahali, Mesarya Belediye Başkanı’nın “makamını kötüye kullanmak ya da rüşvet almakla değil” siyasi bir davadan dolayı yargılandığını kaydetti.
Şahali’nin konuşması sırasında, UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu ile arasında sözlü tartışma yaşandı.
Şahali, Mesarya Belediye Başkanı'nın “bir çöpü halkın hizmetine sunduğu” için yargılandığını dile getirdi.
“Siyaset sadece bu meclis çatısı altında yapılmaz. Siyaset hayatın her alanındadır. Belediye Başkanları da siyasetçidirler” diyen Şahali, onları korumak gibi bir yükümlülüklerinin olduğunu ifade etti.
Mesarya Belediye Başkanı’nın Maliye Bakanlığı’nın siyasi girişimi nedeniyle yargılandığını savunan Şahali, “Ahmet Latif’in tırnak içinde ‘sirkat ettiği’ su deposu, belediyenin tankeri olarak Mesarya halkının hizmetine sokulmuştu” diye konuştu.
Rapor ve tasarılar
Konuşmaların ardından Teknoloji Geliştirme Bölgeleri (Değişiklik) Yasa Tasarısı, bütünü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından madde madde görüşüldü ve oy çokluğuyla kabul edilerek ikinci görüşmesi sona erdi. Tasarının üçüncü görüşmesi ise ivediliği olmadığından bir sonraki birleşimde yapılacak.
Meclis’te daha sonra Sayıştay Komitesi'nin, “Eski Eserleri Koruma Fonunun 1996 - 1997 Mali Yılları Sayıştay Denetim Raporuna İlişkin Raporu” ele alındı. Sayıştay Komitesi Başkanı CTP Milletvekili Teberrüken Uluçay, raporu okudu ve ardından rapor üzerindeki görüşmeler tamamlandı.
"Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı” oy birliği ile kabul edildi
Genel Kurul'da, ardından “Mücahitlerin Tazmini ile Gazilerin Hak ve Menfaatlerinin Belirlenmesi (Değişiklik) Yasa Tasarısı”nın üçüncü görüşmesine geçildi.
Tasarı, bütünü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından oy birliğiyle kabul edildi.
Daha sonra “Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı'nın üçüncü görüşmesine geçildi.
CTP Miletvekili Özuslu, Başbakan'ın "stratejik ve güvenlik meselesi" sözleriyle hem İTÜ’nün hem de Güvenlik Kuvvetleri’nin şaibe altına sokulduğunu belirtti
Usul ile ilgili söz alan CTP Miletvekili Sami Özuslu, yaklaşık 18 yıldır gündemde olan ve çeşitli dönemlerde Mecliste yasası yapılan bir konuyla ilgili Başbakan’ın hiç bilmedikleri bir konudan bahsettiğini dile getirdi.
Başbakan’ın “İstanbul Teknik Üniversitesi'ne kiralanması uygun görülen ya da öngörülen arazinin stratejik olduğunu” söylediğini anımsatan Özuslu, bazı eleştirilerde bulundu.
Söz konusu arazinin bugüne kadar bir eğitim kurumuna kiralanacağını bildiklerini söyleyen Özuslu, “Herhalde askeri anlamda ‘stratejik’ demek istediniz” şeklinde konuştu.
Başbakan'ın "stratejik ve güvenlik meselesi" sözleriyle hem İTÜ’nün hem de Güvenlik Kuvvetleri’nin şaibe altına sokulduğunu savunan Özuslu, “stratejik” ifadesinin muğlak olduğunu dile getirdi.
Özuslu’nun konuşması sırasında “usul” ile ilgili kısa süreli tartışmalar yaşandı.
Yerinden söz alan CTP Milletvekili Doğuş Derya, “Üniversiteye verileceği iddia edilen bir yer, hangi maksatlarla birilerine veriliyor ve ne karşılığında veriliyor. Bununla ilgili açıklama yapılması gerekiyor kamuoyuna…” diye konuştu.
Özuslu, konuşmasının devamında “Burası üniversite mi olacak yoksa başka amaçlar için mi kullanılacak?” diye sorular yöneltti.
Kamuoyundaki tepkilere rağmen "Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı" oy çokluğu ile kabul edildi
Özuslu’nun konuşmasının ardından kamuoyundaki tepkilere rağmen Alçak Orman Arazilerinin Devri ve İcarı (Değişiklik) Yasa Tasarısı oy çokluğuyla kabul edildi.
Meclis Genel Kurulu yarın saat 10.00'da denetim göreviyle toplanacak.











Yorumunuz