İran'a yönelik saldırılar ve Tahran'ın misilleme tehditleri, uzun yıllardır Orta Doğu'nun en güvenli finans merkezlerinden biri olarak görülen Dubai'nin cazibesini sarsmaya başladı.
Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), güçlü ekonomisi ve istikrarıyla krizi yönetmeye çalışsa da, savaşın uzaması özellikle yeni yatırımcılar ve milyonerler açısından Dubai'nin çekiciliğini azaltıyor.
Füze uyarıları günlük hayatın parçası oldu
Şubat ayında ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının başlamasından bu yana Dubai'de hayat tamamen değişmedi ancak güvenlik algısı ciddi biçimde etkilendi. Trafik yeniden yoğunlaştı, metro kalabalıklaştı ve finans merkezinde park yeri bulmak zorlaşırken, cep telefonlarına zaman zaman "füze tehdidi" uyarıları gönderiliyor.
İsmini açıklamak istemeyen bir finansçı durumu şu sözlerle özetliyor: "Bankacılar İsviçre'de yaşadıklarını sanıyordu, şimdi ise Tel Aviv'deler."
Başlangıçta ciddiye alınan uyarılar zamanla günlük yaşamın sıradan bir parçası haline geldi. Buna rağmen İran'ın, ABD'nin İran'daki sivil altyapıyı hedef alması halinde BAE limanları ve havaalanlarını vurabileceği yönündeki tehditleri endişe yaratmayı sürdürüyor.
"Dubai'de para kazanırsınız ama konuşamazsınız"
BAE yönetimi, yabancı nüfusun ağırlıkta olduğu ülkede istikrar görüntüsünü korumaya büyük önem veriyor. Yaklaşık 4 milyon nüfusun yüzde 90'ından fazlasını yabancılar oluşturuyor.
Bölgede oldukça aktif faaliyet gösteren güvenlik şirketi Crownox'un yöneticisi Hüseyin Nasser Eddin, "Dubai'de çok para kazanabilirsiniz ama duygularınızı dile getirme hakkınız yok. Burası bir felsefe fakültesi değil" diyor
Yetkililer, panik yaratabilecek haberlerin yayılmasını istemezken, sosyal medyada korku paylaşımı yapan bazı kişilerin kısa süreli gözaltına alındığı veya sınır dışı edildiği belirtiliyor.
Veri merkezlerine saldırılar finans sektörünü sarstı
Savaşın finans sektörüne etkisi yalnızca psikolojik olmadı. Mart ayında Amazon'un BAE'deki veri merkezlerine düzenlenen insansız hava aracı saldırıları nedeniyle hizmetlerde aksama yaşandı. Ülkenin en büyük bankası First Abu Dhabi Bank bazı hizmetlerini geçici olarak durdurmak zorunda kaldı.
Temmuz ayında ise Bahreyn'deki başka bir Amazon veri merkezinin hedef alınması, Körfez'deki finans altyapısının ne kadar kırılgan olduğunu yeniden ortaya koydu. Bazı dijital dönüşüm projeleri askıya alınırken, şirketler işe alım ve yatırım kararlarını ertelemeye başladı.
Devletin en büyük kozu dev servet fonları
BAE yönetimi ise ekonomisini güçlü mali yapısıyla ayakta tutmaya çalışıyor. Petrol gelirleri ve Mubadala, ADIA ile ICD gibi egemen varlık fonları sayesinde ülkenin bütçe fazlasının yıllık ulusal gelirinin yaklaşık üç katına ulaştığı belirtiliyor. Ancak hükümet, şirketlere geniş kapsamlı destek paketleri sunmak yerine yardımları oldukça seçici biçimde dağıtıyor.
Ekonomistler, ülkede düşük vergi sisteminin aynı zamanda sınırlı kamu desteği anlamına geldiğine dikkat çekiyor.
Binlerce kişi geçici olarak tahliye edildi
Savaşın ilk haftalarında özellikle Amerikan ve İngiliz finans kuruluşları çalışanlarının bir bölümünü geçici olarak ülke dışına çıkardı. Güvenlik şirketi Crownox'un verilerine göre iki hafta içinde yaklaşık 5 bin kişi Umman üzerinden Avrupa ve Türkiye'ye tahliye edildi.
Millennium gibi bazı yatırım fonları çalışanlarını Jersey Adası'na taşırken, Fransız bankalarının personeli Madrid, Seyşeller ve Mauritius'tan uzaktan çalıştı. Okullar da altı hafta boyunca çevrim içi eğitime geçti.
Ancak kısa süre sonra çalışanların büyük bölümü Dubai'ye geri döndü. Özellikle Lübnan ve Pakistan gibi daha istikrarsız ülkelerden gelen yabancıların Dubai'yi terk etmeyi düşünmediği ifade ediliyor.
Dubai hâlâ Doğu ile Batı arasında kritik köprü
Uzmanlara göre Dubai yalnızca Körfez'in değil, aynı zamanda Hint alt kıtası ile Afrika'nın da önemli finans merkezlerinden biri olmaya devam ediyor.
Standard Chartered yöneticisi Roberto Hoornweg, Hong Kong ve Singapur ile Londra ve Frankfurt arasında başka büyük bir finans merkezi bulunmadığını belirterek Dubai'nin bu boşluğu doldurduğunu ifade ediyor.
Kara para ve yaptırımlardan kaçan servetin merkezi
Le Monde’un haberinde Dubai'nin uzun yıllardır tartışmalı sermaye akışlarının merkezi olduğu da vurgulanıyor.
Eski diplomat Benoit Tamalet'e göre kentte faaliyet gösteren yaklaşık 200 aile ofisinin dörtte üçü kara para aklama amacıyla kullanılan paravan yapılar niteliğinde. Tamalet, "10 milyon doları on yıl boyunca yatırıyorlar ve sonra para tamamen temiz bir şekilde geri çıkıyor" diyor.
Dubai'nin, Rus oligarklarının, İran sermayesinin, uluslararası yaptırımlardan kaçmak isteyen yatırımcıların ve kripto para üzerinden kara para aklayan suç örgütlerinin önemli merkezlerinden biri haline geldiği belirtiliyor.
Tamalet'e göre Dubai, tarih boyunca uluslararası ticarette ve sermaye hareketlerinde sınırları zorlayan bir merkez oldu. İngiliz Milletler Topluluğu döneminde şehir, kuzeyinde bugün de varlığını sürdüren bir çarşı aracılığıyla Hintli tüccarların İngiltere'nin altın üzerindeki vergilerini aşmasına olanak sağlıyordu.
Tamalet, 1960'lı ve 1970'li yıllarda apartheid döneminde Güney Afrika elmaslarının satılabildiği dünyadaki sayılı merkezlerden birinin de Dubai olduğunu belirtiyor.
Günümüzde ise şehir devleti, servetlerine yaptırım uygulanmasından endişe eden Ruslar için önemli bir sığınak haline geldi. 2022'de Ukrayna'nın işgalinin başlamasından bu yana yaklaşık 400 bin Rus Dubai'ye yerleşti.
Dubai ayrıca, dünyanın dört bir yanından gelen ve yasal olarak yeterince düzenlenmemiş kripto para birimlerini kullanarak para aklayan uyuşturucu kaçakçılarına da ev sahipliği yapıyor. Fransa Adalet Bakanı Gérald Darmanin 2025 yılında bazı uyuşturucu baronlarının iadesi için Dubai'yi ziyaret etmişti.
İran'ın saldırıları "kendi bankasına ateş etmek" olarak yorumlandı
Haberde dikkat çekilen bir başka nokta ise İran'ın Dubai'yi hedef almasının kendi ekonomik çıkarlarına zarar verdiği değerlendirmesi. Çünkü Dubai, İran'ın uluslararası yaptırımları dolaylı olarak aşabildiği en önemli finans merkezlerinden biri olarak görülüyor.
Bir bankacı bunu şu sözlerle özetliyor: "İran kendi bankasına ateş etti."
En büyük sınav eylül ayında
Şimdilik Dubai'de yaşayan yabancıların büyük bölümü ülkeden ayrılmış değil. Ancak uzmanlar asıl testin eylül ayında yaşanacağını belirtiyor. Yaz tatili için ülkelerine giden on binlerce yabancı çalışan ve ailelerinin yeni eğitim yılı öncesinde Dubai'ye dönüp dönmeyeceği merak konusu.
Rice Üniversitesi’nden araştırmacı Jim Krane'e göre savaş ne kadar uzarsa, Dubai'nin yıllardır inşa ettiği "güvenli liman" imajını koruması o kadar zorlaşacak.
Danışmanlık şirketi Henley & Partners'ın daha önce BAE'nin dünyanın en fazla milyoner çeken ülkesi olacağı yönündeki öngörüsünün de savaş nedeniyle ciddi baskı altında olduğu değerlendiriliyor.
Kaynak: Le Monde













Yorumunuz