Dünya

Oyuncu Serhat Kılıç hayatını kaybetti: Geriye onlarca karakter ve kendi hikâyesi kaldı

Serhat Kılıç’ın yaklaşık 30 yıllık sanat yolculuğu, tiyatro sahnelerinden televizyon ve sinemaya, müzikten radyoya uzandı. 51 yaşında hayatını kaybeden Kılıç, yıllar önce sahne ve hayata bakışını anlatırken, “Büyülü olan sahne hayatın ta kendisi” demişti.

Türk tiyatrosu, sineması ve televizyon dizilerinin tanınmış isimlerinden oyuncu Serhat Kılıç, 51 yaşında hayatını kaybetti.

Serhat Mustafa Kılıç’ın İstanbul’un Kağıthane ilçesindeki evinde ölü bulunduğu bildirildi. Kılıç’ın ölüm nedenine ilişkin henüz resmi bir açıklama yapılmadı.

Yaklaşık 30 yıllık sanat yaşamında tiyatro sahnelerinden televizyon dizilerine, sinemadan radyoya ve oyunculuk eğitimine uzanan geniş bir alanda çalışan Kılıç, Seksenler dizisindeki “Ergun Plak”, Söz dizisindeki “Çolak”, Kuruluş Osmandaki Mihail Kosses ve Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan Kış Uykusu filmindeki İmam Hamdi karakterleri başta olmak üzere birbirinden çok farklı rollere hayat verdi.

Kılıç, yıllar sonra bir TEDx konuşmasında mesleğini anlatırken, “Yaklaşık 30 yıldır sahnedeyim” demiş; hayatının yarısından fazlasını binlerce temsil vererek, sayısız karakter canlandırarak, şarkı söyleyip dans ederek geçirdiğini anlatmıştı.

Bir gün önce Teşkilat'tan ayrıldığı açıklanmıştı

Kılıç'ın sadece bir gün önce, sağlık sorunları nedeniyle TRT 1'de yayımlanan Teşkilat dizisinin yeni sezon kadrosundan ayrıldığı duyurulmuştu.

Kılıç’ın dizinin 7’nci sezon kadrosuna katılması planlanıyordu ancak çekimlere başlayamadı. Sağlık kontrollerinde oyuncuya boyun fıtığı teşhisi konulduğu, doktorunun bir süre aksiyon sahnelerinde oynamasına izin vermediği ve fizik tedavi görmesinin planlandığı haberleri yayımlandı. Bunun üzerine Kılıç’ın henüz sete çıkmadan projeden ayrıldığı bildirildi. 

Kılıç'ı evinde hareketsiz halde bulan kız arkadaşı Özlem E., polise verdiği bilgide sanatçının lenf kanseri olduğunu belirtti.

Ankara'da başlayan bir hayat, tiyatroyla şekillenen bir yol

Tam adı Serhat Mustafa Kılıç olan sanatçı, 8 Temmuz 1975'te Ankara'da doğdu. Aslen Malatyalı olan Kılıç, Bilkent Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Fakültesi Tiyatro Bölümü'nü burslu kazandı ve 1998 yılında mezun oldu.

Kılıç, daha sonra Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı'nda reji alanında yüksek lisans yaptı.

Profesyonel tiyatro yaşamına 1998 yılında Ankara Sanat Tiyatrosu'nda, Rutkay Aziz'in yönettiği Ariel Dorfman'ın Kayıplar (Dullar) adlı oyunuyla başladı.

1999-2000 yıllarında Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nda görev yaptı. Aynı dönemde Diyarbakır Şehir Tiyatroları'nda oyunculuk dersleri verdi ve yönetmenlik yaptı. 2002 yılında Erzurum Devlet Tiyatrosu'na oyuncu olarak atandı; Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro Bölümü'nde de öğretim görevlisi olarak çalıştı.

Şöhret için İstanbul'a gitmek yerine Anadolu'yu oyunlarla dolaştı

Kılıç, yıllar sonra kendi yaşamını anlatırken meslek hayatının başlangıcındaki önemli bir tercihini de paylaşmıştı.

Konservatuvarda burslu okuduğu yakın bir arkadaşıyla birlikte mezun olduklarını anlatan Kılıç, arkadaşının televizyon dizilerinde rol almak ve bir an önce şöhret olmak amacıyla İstanbul'a gittiğini, kendisinin ise Anadolu'yu tiyatro oyunlarıyla dolaşmayı seçtiğini söylemişti.

Devlet Tiyatrosu ve Ankara Sanat Tiyatrosu'yla turnelere çıkan Kılıç, ancak yaklaşık 8-10 yıl sonra İstanbul'a geldiğini anlatmıştı.

Bu tercih, sonraki yıllarda televizyonun en tanınmış yüzlerinden birine dönüşecek Kılıç'ın kariyerinin temelinde uzun bir tiyatro geçmişi bulunduğunu da gösteriyordu.

Fotoğraf: Serhat Kılıç Instagram hesabı

“Evde bile buradaki kadar iyi değilim”

Kılıç sahneyle ilişkisini anlatırken kendisini en iyi ve en güvende hissettiği yerin sahne olduğunu söylemişti: “Burası benim en sevdiğim, kendimi en iyi hissettiğim, en güvende hissettiğim yer... Yani şöyle söyleyeyim, evde bile buradaki kadar iyi değilim.”

Hatırla Sevgili'den Seksenler'e

Kılıç'ın geniş kitleler tarafından tanınması televizyon dizileriyle oldu.

Hatırla Sevgili, Yol Arkadaşım, Benim Annem Bir Melek, Ezel, Seksenler, Söz, Öğretmen, Maraşlı, Kuruluş Osman, Tetikçinin Oğlu, Kirli Sepeti ve Kardelenler dahil çok sayıda yapımda rol aldı.
Kariyerinin en çok hatırlanan karakterlerinden biri ise Seksenler dizisindeki “Ergun Plak” oldu.

2012'de canlandırmaya başladığı karakter, Kılıç'ın komedi oyunculuğunu çok geniş bir izleyici kitlesine taşıdı. Ergun Plak, dizinin yıllar boyunca hafızalarda kalan karakterlerinden birine dönüştü.

Ergun Plak'tan Çolak'a

Kılıç'ın oyunculuğundaki gücü, Söz dizisiyle bir kez daha ortaya çıktı. Seksenler'in sevilen Ergun Plak'ından çok farklı bir karakterle izleyici karşısına çıkan Kılıç, Söz'de “Çolak” karakterini canlandırdı.

Daha sonra Maraşlı'da Necati Türel, Öğretmen'de Taner Arslan, Kuruluş Osman'da Mihail Kosses ve Kirli Sepeti'nde Feyyaz karakterlerine hayat verdi.

Son dönem televizyon çalışmalarından biri de Kardelenler dizisindeki Raci Korkmaz rolü oldu.

Nuri Bilge Ceylan'ın Kış Uykusu'nda İmam Hamdi'ydi

Serhat Kılıç'ın sinema yaşamının en önemli yapımlarından biri, Nuri Bilge Ceylan'ın yönettiği Kış Uykusu oldu.

Kılıç, filmde İmam Hamdi karakterini canlandırdı. Kış Uykusu, 2014 Cannes Film Festivali'nde sinemanın en prestijli ödüllerinden Altın Palmiye'yi kazandı.

Kılıç ayrıca Nokta, Veda, Baskın: Karabasan, Robinson Crusoe ve Cuma, Topal Şükran'ın Maceraları, Mavzer ve Cenazemize Hoş Geldiniz gibi filmlerde rol aldı.

Zülfü Livaneli'nin yönettiği Veda filminde ise Mustafa Kemal Atatürk'ün yakın silah arkadaşı Salih Bozok'u canlandırdı.

Fotoğraf: Serhat Kılıç Instagram hesabı

Oyunculuğunun yanı sıra sahnede müzikli gösteriler yapıyordu

Serhat Kılıç'ın sahne yaşamında müziğin de önemli bir yeri vardı. Uzun yıllar İstanbul'da canlı müzik programları yapan Kılıç, Swissôtel The Bosphorus'ta verdiği konserlerin yanı sıra son döneminde “Müzikoman” ve “Tüm Zamanların En İyisi – 80s & 90s & 00s” adlı müzikli gösterileriyle seyirci karşısına çıktı. Dada Salon Kabarett'teki programında 1980'ler, 1990'lar ve 2000'lerin müziklerini kendi anlatımı ve mizahıyla birleştiriyordu

Oyunculuğu “varoluş nedeni” olarak görüyordu

Kılıç, TEDx sahnesine herhangi bir karakteri canlandırmadan, yalnızca kendisi olarak çıktığında bunun kendisi için ne kadar sıra dışı olduğunu anlatmıştı.

“Henry değilim, Hamlet değilim, Richard değilim” dedikten sonra yıllardır sahnede bir karakter verilmesinin kendisine sağladığı güveni anlatan Kılıç, o gün karşı karşıya kaldığı durumu şu sözlerle ifade etmişti: “Ortada bir karakter yok. Sadece Serhat Kılıç var.”

Ardından oyunculuğun hayatındaki yerini üç kelimeyle özetlemişti: “Oyunculuk benim varoluş nedenim.”

“İnsan ötekidir”

Kılıç'ın hayata ilişkin düşüncesinin merkezinde de oyunculuk vardı. Oyunculuk eğitimindeki ilk derslerden birinde öğrendiğini söylediği bir düşünceyi yıllarca yanında taşıdığını anlatmıştı: “İnsan ötekidir.”

Kılıç'a göre insanın hikâyesi başka insanlarla kurduğu ilişkiler olmadan var olamazdı. “Öteki yoksa hikâye yoktur. Hikâye yoksa insan da yoktur” diyen Kılıç, ardından düşüncesini “Çünkü insan hikâyedir ve hikâye hafızadır. Öteki olmadan aslında hiçbirimiz yokuz” sözleriyle açıklamıştı.

Bir arkadaşının “Kendin gibi ol” sözü hayatını sorgulamasına neden oldu

Kılıç, aynı konuşmasında konservatuvardan çok yakın bir arkadaşıyla yıllar sonra yaşadığı bir tartışmayı da anlatmıştı. Arkadaşı, Kılıç'ın farklı insanlara farklı biçimlerde davranmasını eleştirerek ona “Kendin gibi ol” demişti.

Bu söz Kılıç'ı derinden etkilemişti. Geceler ve haftalar boyunca “Kendim kim?” sorusunu düşündüğünü ve sonunda bir terapiste gittiğini anlatan Kılıç, terapistinin ise beklediğinin tam tersini söylediğini aktarmıştı.

Terapistinin, her insanla farklı bir bağ kurmasını “mükemmel eşleşme” olarak tanımladığını anlatan Kılıç, o anda kendi yaşamıyla oyunculuğu arasındaki bağlantıyı başka türlü gördüğünü söylemişti: “Ben çocukluğumdan beri hepsiyle ayrı bir hikâyenin bir başka kahramanı olmaya çalışıyordum.”

Bunun kolay olmadığını da vurguluyordu: “Evet. Yorucu. Evet emek ister. Evet sevgi ister. Evet vakit ister. Evet sabır ister.”

Kılıç için bütün bunların karşılığı, başka insanlarla birlikte bir hikâye yazabilmekti.

Oyunculuğun yanında radyo, televizyon ve eğitim

Kılıç gençlik yıllarından itibaren radyoculuk da yaptı; farklı dönemlerde Ankara FM ve TRT Ankara FM'de programlar hazırladı. Televizyonda Heberler, Paranoyak, İnan Bana, Büyük Risk, Görevimiz Komedi ve Çok Tatlı gibi programlarda sunucu veya ekran yüzü olarak yer aldı.

Oyunculuk deneyimini yeni kuşaklara aktarmaya da önem veren Kılıç, akademide tiyatro eğitimi vermesinin yanı sıra 2014 yılında Ankara'da Okul Serhat Kılıç adlı sanat okulunu kurdu.

“Büyülü olan sahne hayatın ta kendisi”

Yaklaşık 30 yılını sahnede geçiren Kılıç'ın yıllar sonra sahne ile hayat arasında yaptığı ayrım ise sanat anlayışının en çarpıcı tanımlamalarından biri oldu.

Sahnenin “büyülü” olduğu düşüncesine itiraz eden Kılıç, asıl büyünün başka yerde olduğunu söylüyordu: “Büyülü olan sahne hayatın ta kendisi. 8 milyar tane oyuncusu var.”
Ona göre her sabah ışıklar yeniden yanıyordu. İnsan ister pijamalarıyla evinde kalıp başkalarının hikâyelerini izleyebilir, ister gardırobunu açıp nasıl bir hikâye yazmak istediğine göre kendisine bir “kostüm” seçebilirdi.

Son mesajlarından biri: “Bir daha yazarsın”

Serhat Kılıç, hayatı bir sahneye, insanları oyunculara, insan ilişkilerini ise birlikte yazılan hikâyelere benzetiyordu. Dinleyicilerine hazır bir “umut hikâyesi” vermediğini özellikle söylemişti.
Onun yerine hayatın, ertesi gün yeniden yazılabileceğini anlatıyordu: “Eğer hikâye kötü gidiyorsa o gün kötü yazmışsındır be. Yarın ışıklar yandığında gardırobu açar bir kostüm seçer. Bir daha yazarsın.”

Ve ardından tekrarlıyordu: “Sonra bir daha yazarsın. Sonra bir daha yazarsın.”

:
share
Siteyi Telegram'da Paylaşın
Siteyi WhatsApp'ta Paylaşın
Siteyi Twitter'da Paylaşın
Siteyi Facebook'ta Paylaşın