İsveç’te genel seçimlerde oyların büyük bölümü sayılırken, Magdalena Andersson liderliğindeki sol blok 175, Başbakan Ulf Kristersson liderliğindeki sağ blok ise 174 milletvekilliğinde kaldı. İki blok arasındaki oy farkının yaklaşık 20 bine kadar gerilediği seçimde kesin sonucun günler sürebileceği belirtiliyor. Aşırı sağcı İsveç Demokratları ise ülkenin ikinci büyük partisi konumundan üçüncü sıraya geriledi.
İsveç’te 13 Eylül’de yapılan genel seçimler başa baş bir yarışa dönüştü. Seçim günü kullanılan ve erken verilen oyların sayımı devam ederken, sol ve sağ blok arasında yalnızca bir milletvekilliği fark bulunuyor.
Kısmi sonuçlara göre oyların yaklaşık yüzde 80’i sayıldı. Eski Başbakan Magdalena Andersson liderliğindeki merkez sol muhalefet 349 sandalyeli parlamentoda 175 milletvekilliğine ulaşırken, Başbakan Ulf Kristersson’un öncülüğündeki sağ blok 174 sandalyede kaldı.
SVT’nin gece saatlerinde yaptığı hesaplamaya göre iki blok arasındaki fark yalnızca yaklaşık 20 bin oy düzeyindeydi.
İlk sandık çıkış anketleri solu göstermişti
Seçim gecesinin ilk saatlerinde yayımlanan sandık çıkış anketleri, İsveç’in yeni bir sol eğilimli hükümete doğru ilerlediğine işaret etti. Oylar sayıldıkça iki blok arasındaki fark hızla kapandı.
Mevcut Başbakan ve Ilımlılar Partisi lideri Ulf Kristersson da seçim sonucunun henüz belli olmadığını söyledi.

Eski başbakan Magdalena Andersson, Fotoğraf: Getty Images
Andersson: Şu anda öndeyiz
Sosyal Demokratlar seçimden yine İsveç’in en büyük partisi olarak çıkmaya hazırlanırken, parti açısından sonucun son yılların en zayıf performanslarından biri olması bekleniyor.
Magdalena Andersson gece yarısından hemen önce destekçilerine yaptığı konuşmada bütün oyların sayılmasını beklemek gerektiğini vurguladı.
Andersson, yarışın son derece yakın olduğunu belirterek, “Ama şu anda öndeyiz. Eğer sonuç böyle kalırsa İsveç’in yeni bir hükümeti olacak” dedi.
Andersson, nihai sonuç açıklanana kadar bekleyeceklerini söyledi.
Aşırı sağcı İsveç Demokratları üçüncü sıraya geriledi
Seçimin dikkat çeken sonuçlarından biri de aşırı sağcı İsveç Demokratları’nın (SD) gerilemesi oldu. İlk kez doğrudan hükümete girme hedefiyle seçime katılan parti, İsveç’in ikinci büyük siyasi partisi konumundan üçüncü sıraya düştü.
Bu sonuç, son dört yılda İsveç siyasetinin sağa kaymasında önemli rol oynayan parti açısından ciddi bir gerileme anlamına geliyor.
Kristersson hükümeti son dört yıldır Ilımlılar, Hristiyan Demokratlar ve Liberallerden oluşan sağ koalisyon tarafından yönetiliyordu. İsveç Demokratları hükümette doğrudan yer almamasına rağmen koalisyonu dışarıdan destekliyor ve özellikle göç, suç ve güvenlik politikaları üzerinde önemli etkiye sahip bulunuyordu.
Sağ blok, 2022’de kökleri İsveç’teki neo-Nazi hareketlere uzanan İsveç Demokratları ile iş birliğine giderek, ülke siyasetinde uzun yıllardır korunan siyasi kırmızı çizgiyi aşmıştı.
“İsveç’i yeniden İsveç yap”
İsveç Demokratları bu seçim kampanyasında önceki yıllara kıyasla daha sert bir söylem benimsedi.
Partinin “Make Sweden Sweden Again – İsveç’i yeniden İsveç yap” sloganı, ABD Başkanı Donald Trump’ın “Make America Great Again” sloganını açık biçimde çağrıştırdı.
Partinin otobüslere verdiği tartışmalı reklamlarda ise göçmenlere yönelik, Somali’nin başkentine atıfla “Mogadişu’yu özlüyor musunuz? Geri dönüş hibesi evinize dönmenize yardımcı olacak” mesajı kullanıldı.
Reklamlar, bazı otobüs şoförlerinin bu mesajların bulunduğu araçlarda çalışmayı reddetmesi üzerine kaldırıldı.
SD lideri Jimmie Åkesson da televizyon tartışmasında Sosyal Demokrat lider Andersson’a neden bu kadar öfkeli olduğunu sormasının ardından cinsiyetçilikle suçlandı.
Partinin önde gelen isimlerinden Gustav Gellerbrant ise partnerinin Rus devlet aktörleri ve Rus propagandasıyla bağlantılı olduğuna ilişkin yayımlanan bir araştırmanın ardından ülke çapında tartışmaların odağına yerleşti. Gellerbrant suçlamalara karşı çıkarken daha sonra görevinden izin aldı.
Kampanyaya kutuplaşma damga vurdu
İsveç seçim kampanyası, liderler arasındaki kişisel saldırılar, dezenformasyon suçlamaları ve ABD’deki MAGA hareketinden esinlenen kampanya yöntemleri nedeniyle son yılların en sert ve kutuplaşmış seçim süreçlerinden biri oldu.
Seçimden hemen önce yapılan bazı anketlerde sol ve sağ bloklar arasındaki fark yalnızca 0,3 puana kadar düşmüştü.
Seçmenlerin ilgisi de oldukça yüksek oldu. Yaklaşık 3,6 milyon kişi erken oy kullanırken, seçim günü bazı sandıklarda uzun kuyruklar oluştu.
Sağ blok iktidarda kalmak istiyor
Hristiyan Demokrat lider ve Başbakan Yardımcısı Ebba Busch, destekçilerine yaptığı konuşmada İsveç’in geceyi “belirsizlik içinde” geçireceğini ve sonucun çarşambaya kadar belli olmayabileceğini söyledi.
Busch buna rağmen mevcut sağ koalisyonun hükümette kalması gerektiğini savundu ve yarışın son ana kadar devam edebileceğini belirtti.
Muhalefetteki sol blok ise Sosyal Demokratlar, Merkez Parti, Yeşiller ve Sol Parti’den oluşuyor.
Seçim sonucunda hangi blok öne çıkarsa çıksın, İsveç’i uzun ve zorlu koalisyon görüşmelerinin beklemesi öngörülüyor. Hükümet kurma müzakerelerinin haftalar, hatta aylar sürebileceği değerlendiriliyor.
Seçmenin gündeminde sağlık, ekonomi ve göç var
Seçmenlerin öncelikli meseleleri arasında sağlık hizmetleri, suç ve kamu düzeni, göç ve ekonomi bulunuyor.
Seçim kampanyasında özellikle hane halkının ekonomik koşulları ve siyasi partilerin seçmenlere vadettiği mali destekler öne çıktı.
Radio Sweden’ın kıdemli siyasi muhabiri Fredrik Furtenbach kampanyayı, partilerin seçmenlere daha fazla para vadetmek için birbirleriyle yarıştığı “bir çeşit açık artırma” olarak nitelendirdi.
Sandıkların kapanmasının ardından ortaya çıkan tablo ise İsveç’in siyasi yönünün birkaç bin oyun hareketiyle değişebileceğini gösteriyor. Sol blokun 175’e karşı 174 sandalyelik üstünlüğünü koruyup koruyamayacağı, sayılmayı bekleyen oyların tamamlanmasıyla belli olacak.
Kaynak: The Guardian













Yorumunuz