Macaristan'daki bugünkü parlamento seçimleri, Başbakan Viktor Orbán'ın 16 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en büyük sınav olarak nitelendiriliyor.
Macaristan'da yıllardır yaşanan en kritik seçimde rekor düzeyde %77,8'lik katılım oranının ardından oy sayımı başladı.
Seçim, aşırı sağcı Fidesz partisinin milliyetçi lideri Viktor Orbán'ın 16 yıllık başbakanlık döneminin sonunu işaret edebileceği için önem taşıyor.
Avrupa Birliği yetkilileri, Orbán ile devam eden bir çıkmazdan, Tisza partisinin lideri muhalefetteki Péter Magyar önderliğinde temkinli bir yeniden yapılanmaya kadar her olası sonuca sessizce hazırlanıyor.
Orbán uzun zamandır Brüksel için bir baş ağrısı oldu; veto yetkisini sık sık kullandı veya kullanmakla tehdit etti ve bu durum artık sistemi içeriden tehdit eder hale geldi.
Macar yönetimi son olarak mart ayında, Druzhba boru hattıyla ilgili bir anlaşmazlık nedeniyle Ukrayna için daha önce kararlaştırılan 90 milyar avroluk krediyi engelledi.
İki yıl önce Tisza Partisi'ni kuran Magyar, Macaristan'ın AB ve NATO ile kopan bağlarını yeniden kurma sözü verdi; sözleri Brüksel'de memnuniyetle karşılandı.
Tisza çoğu kamuoyu anketinde önde gidiyor ancak Magyar, terimin klasik anlamıyla Avrupa yanlısı bir liberal olmaktan çok uzak.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance (sağda), salı günü Budapeşte’de Orban ile birlikte.
Fotoğraf: Jonathan Ernst/Reuters
Trump yönetiminden Orbán'a destek
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio şubat ayında Viktor Orbán'ın seçim kampanyasını desteklemek için Budapeşte'ye gitti, ardından salı günü ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de Budapeşte'ye indi. Vance, Budapeşte'de AB'yi seçimlere müdahale etmekle suçladı, ancak aynı konuşmasında Orbán'ı destekledi. Vance, "İlerleme kisvesi altında yabancıların ülkeye engelsiz girmesine izin veren kimliği belirsiz bürokratları reddediyoruz" dedi.
Bu durum Alman hükümetinin hoşuna gitmedi. Hükümet Sözcüsü Yardımcısı Sebastian Hille, "ABD Başkan Yardımcısı, parlamento seçimlerinden sadece birkaç gün önce Macaristan'daydı. Bu gerçek bile kimin neye müdahale ettiğini gösteriyor" dedi.
Macaristan Dışişleri Bakanı'nın Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov'a bazı ayrıcalıklar vadettiği ileri sürüldü
Araştırmacı bir medya kuruluşu, mart ayı sonunda Macaristan Dışişleri Bakanı ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov arasında gerçekleşen ve kamuoyunda şüphe uyandıran bir telefon görüşmesini haberleştirdi. Bu yayın, Viktor Orbán hükümetini zor bir duruma soktu. Haberi yapan gazetecilerden biri ise Macar hükümeti tarafından “yabancı bir güç için casusluk yapmakla” suçlandı.
Başbakan Viktor Orbán, seçim kampanyasını öncelikle korku üzerine kurdu. Anlatısı şuydu: Muhalefet kazanırsa, Macaristan Ukrayna'daki savaşa dahil olacak. Hatta Kiev'in, Ukrayna'ya AB'den sağlanacak 90 milyar avroluk yardımı serbest bırakması için Macaristan topraklarına her an saldırı düzenlemeye hazır olduğunu öne sürdü. Orbán'ın vetosu şimdiye kadar yardımın dağıtımını engelledi: "Çocuklarımızı vermeyeceğiz, silahlarımızı vermeyeceğiz, paramızı vermeyeceğiz" demişti.
Rakibi Péter Magyar ise zarif bir tutum sergiledi: Bir kampanya mitinginde, Rus yanlısı bir televizyon ekibini şu sözlerle karşıladı: "Hoş geldiniz, özgürlüğünüzün tadını çıkarın."
Macar seçmenler Ukrayna'dan gelen tehdide inanmıyor gibi görünüyor. Anketler sürekli olarak Magyar'ın lehine sonuçlar gösteriyor.
İlk rakamlar yayınlandı
Seçim merkezlerinin kapanmasının ardından, 21 numaralı anket kuruluşu ilk rakamları yayınladı. Bu rakamlar sandık çıkış anketleri değil, son günlerde yapılan araştırmalara dayanıyor. Söz konusu anketlere göre, iktidardaki Fidesz partisi yaklaşık yüzde 38 oy alırken, muhalefetteki Tisza partisi yüzde 55 ile açık ara önde. Bu sonuç, teorik olarak parlamentoda üçte iki çoğunluk için yeterli olabilir. Ancak, seçim sistemi Orbán'ın partisini destekliyor ve kesin sandalye dağılımı bu akşam geç saatlere kadar belli olmayacak.
Péter Magyar sandıkların kapanmasından sonra ilk konuşmasını yaptı. Tüm seçmenlere teşekkür etti. Seçmen katılımının 1989'dan beri hiç olmadığı kadar yüksek olduğunu söyledi. "Bu bir demokrasi kutlaması" dedi.
Seçim bölgelerinin yıllardır haksız bir şekilde yeniden düzenlenmesi sonucu Orbán lehine çevirebilir
New York Times gazetesi seçimle ilgili bugünkü haberinde Macaristan'ın başkenti Budapeşte'de bir devlet üniversitesinde görev yapan Avusturyalı akademisyen Ralph Schoellhammer'in görüşlerine yer verdi. Akademisyen Macaristan’daki seçim sistemi için "Rubik Küpü'nü icat eden bir ülke için tam da bekleneceği gibi" yorumunu yaptı.
Çoğu kamuoyu yoklama şirketi, ana muhalefet partisi Tisza'nın Orbán'ın Fidesz partisinden daha fazla oy alacağını tahmin etse de, Macaristan'ın sisteminin aşırı karmaşıklığı ve yıllardır seçim bölgelerinin haksız bir şekilde yeniden düzenlenmesi, sonuçların göründüğü gibi olmayabileceği anlamına geliyor.
Anketler kısmen doğru olsa bile, iktidardaki parti yine de Meclis'te çoğunluğa ulaşabilir veya küçük partilerle koalisyon halinde yeni bir hükümet kuracak kadar sandalye elde edebilir.
Özellikle Fidesz destekçileri başta olmak üzere birçok kişi anketlerin yanlış olduğuna inanıyor. Salı günü Budapeşte'ye yaptığı ziyarette "Viktor Orban elbette kazanacak" diyen ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de aynı görüşte olduğunu söylemişti.
Sandıklar açılmaya ve oylar sayılmaya devam ediyor.
Kaynaklar: Euronews – Spiegel – New York Times











Yorumunuz