Kıbrıs’ın sıtmayı ortadan kaldıran ilk ülke oluşunun büyük ölçüde unutulmuş hikâyesini gün yüzüne çıkaran “Sinekçi – The Flycatcher” belgeseli, 25 Nisan 2026 Cumartesi günü saat 17.00’de Lefkoşa Arkhe’de izleyiciyle buluşacak.
Ücretsiz gerçekleştirilecek etkinlik, yalnızca bir belgesel gösterimiyle sınırlı kalmayacak; gösterim sonrası soru-cevap bölümü ve Türkçe dijital kitap lansmanıyla birlikte, Kıbrıs’ın halk sağlığı tarihini sıtmayla mücadele bağlamında gündeme taşıyacak.
Gösterim ve etkinlik programı
Johan Duchateau ve Khalil Avi Betz-Heinemann’ın yönetmenliğini üstlendiği, müziklerini Burcu Karagöz’ün yaptığı 60 dakikalık etnografik belgesel; Türkçe, Yunanca ve İngilizce olarak hazırlandı.
Belgeselin gösterimin ardından düzenlenecek soru-cevap bölümünde Johan Duchateau, Khalil Avi Betz-Heinemann ve Burcu Karagöz izleyiciyle bir araya gelecek. Etkinlik kapsamında ayrıca Türkçe dijital kitap lansmanı, yazarlar Mehmet Barışsever, Ahmet Cavit An ve Ulvi Keser’le gerçekleştirilecek.

Yönetmenlerden Johan Duchateau, Güney Kıbrıs'taki gösterimde...

Yönetmenlerden Khalil Avi Betz-Heinemann, güney Lefkoşa'daki gösterimde.

Yönetmenler Ahmet Cavit An'la. Ekran görüntüsü: Khalil Avi Betz-Heinemann Instagram hesabı
Mehmet Aziz’in hayatı ve halk sağlığı mücadelesi
Belgeselin merkezinde, Kıbrıs’ta sıtmayla mücadeleyi yöneten ve halk arasında “Sinekçi” olarak bilinen sıhhiye müfettişi Mehmet Aziz Bey bulunuyor.
Doğu Akdeniz Üniversitesi Kıbrıs Araştırmaları Merkezi'nin 'İz Bırakmış Kıbrıslı Türkler Sempozyumları'nda sunulan bildirilerden derlenen bilgilere göre, 24 Eylül 1893’te Larnaka’ya bağlı Vuda köyünde doğan Mehmet Aziz Bey, altı kardeşin en küçüğüydü. İlk öğrenimini köyünde tamamladıktan sonra Larnaka’daki İskele Rüştiyesi’nde ve daha sonra Amerikan Akademisi’nde eğitim gördü. 1907 yılında ağabeyi Hayrettin Bey’in desteğiyle ABD’ye giderek Connecticut eyaletinin Bridgeport kentinde meslek lisesine devam etti. 1912’de Kıbrıs’a döndü; 1913 yılında sağlık alanında hayatını belirleyecek kamu hizmeti yolculuğuna başladı.
Mehmet Aziz Bey, sıtma üzerine yaptığı öncü çalışmalarıyla tanınan, Nobel ödüllü İngiliz bilim insanı Sir Ronald Ross’un araştırmalarında görev aldı ve uzun yıllar sağlık alanında çeşitli sorumluluklar üstlendi. 1929 yılında müfettişlik sertifikası aldıktan sonra İngiltere’de London Royal Sanitary Institute sınavlarına katıldı ve başarı göstererek Sağlık Servisleri’nde Sıhhiye Başmüfettişliği görevine atandı. Ardından İngiliz bilim insanı Dr. Barber’in ekibiyle birlikte Mısır, Suriye, Lübnan, Filistin ve Türkiye’de sıtma üzerine yürütülen araştırmalarda yer aldı. Bu çalışmaları nedeniyle London School of Public Health and Hygiene üyeliğine layık görüldü.
Sıtmayı ortadan kaldıran iki toplumlu seferberlik
Aziz’in öncülüğünde Kıbrıs’ta yürütülen sıtma ile mücadele, askeri disiplinle örgütlenen geniş çaplı bir halk sağlığı seferberliğine dönüştü. Ada yüzlerce bölgeye ayrıldı, ekipler durgun su kaynaklarını düzenli olarak taradı, sivrisinek üreme alanları sistemli biçimde ilaçlandı. Yoğun saha çalışması ve kesintisiz takip gerektiren bu süreç üç yılı biraz aşan bir sürede tamamlandı ve Şubat 1950’de Kıbrıs, dünyada sıtmayı ortadan kaldıran ilk ülke olarak kayda geçti.
Bilimsel çalışmalar ve uluslararası katkılar
1946 yılında Kıbrıs’ta Leishmaniasis (Laşmanya) hastalığını araştıran yabancı bilim insanlarıyla birlikte çalışan Mehmet Aziz Bey, hastalığın taşıyıcısı olan küpdüşen (tatarcık) sineklerinin taranması sırasında adada ilk kez rastlanan bir türün bulunmasında rol oynadı. Bu yeni türe önce “FIepotoma Aziz'i/Phlebotoma Aziz'i”, daha sonra da “Phlebotomus Antonnata Aziz'i” adı verildi. Böylece Mehmet Aziz Bey’in adı yalnızca Kıbrıs sağlık tarihinde değil, bilimsel literatürde de kalıcı bir yer edindi.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Kıbrıs’a gelen Ermeni, Yahudi, Rus, Macar, Polonyalı ve Yunan mültecilerin sağlık kontrolünden geçirilmesi ve yerleştirilmeleri sürecinde organizatör olarak görev yapan Aziz, savaş yıllarında da halk sağlığı alanındaki deneyimini daha da genişletti. 1950 yılında Beyrut Üniversitesi’nden aldığı teklif üzerine Çevre ve Kamu Sağlığı Bölümü’nü kurmak üzere bu üniversiteye geçti. Ordinaryüs profesör olarak bölüm başkanlığı görevini üstlenen Mehmet Aziz Bey, 1959 yılına kadar burada çalıştı.
Aziz ailesinin toplumsal mirası
Dünya Sağlık Örgütü’ne danışmanlık yapan Mehmet Aziz Bey, uzun yıllar bu kuruluşla bağını sürdürdü. Aynı zamanda Order of St. John ve Kızılay üyelikleri bulunan Aziz, 1958 yılında Royal Society of Health üyeliğine de kabul edildi. 1959-1960 yıllarında Kıbrıs’a döndükten sonra, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşunun hemen ardından 7 Eylül 1960 tarihinde Kamu Hizmeti Komisyonu üyeliğine atandı. 1963 olaylarının ardından Kıbrıs Türk Yönetimi’nin kuruluş sürecinde de görevini sürdürdü; 1967 yılında Kamu Hizmeti Komisyonu Başkanı oldu ve 1973 yılına kadar bu görevi sürdürdü.
Mehmet Aziz Bey’in bilimsel ve idari yönü kadar toplumsal ve kültürel tarafı da dikkat çekiciydi. Sıtma hastalığı, korunma yöntemleri ve mücadele pratikleri üzerine hazırladığı metinler, İngiliz koloni yönetimi tarafından 1930’lu ve 1940’lı yıllarda küçük kitapçıklar halinde yayımlandı. Tiyatroya özel ilgi duyan Aziz, Lefkoşa’da Kardeş Ocağı’nın düzenlediği bir gecede Shakespeare’in “Venedik Taciri” adlı oyununda Shylock karakterini canlandırdı. Sporla ilgilendi, para ve pul koleksiyonculuğu yaptı. Emeklilik döneminde bile sağlık ve çevre sağlığı konularını yakından takip etti; görüş ve uyarılarını ilgili makamlarla paylaşmayı sürdürdü. Evli ve üç çocuk babası olan Mehmet Aziz Bey, 17 Haziran 1991 tarihinde hayatını kaybetti.
Onun aile yaşamı da Kıbrıs Türk toplumunda iz bırakan bir mirasa dönüştü. Hıfsiye Aziz ile evliliğinden dünyaya gelen kızlarından Türkan Aziz adanın ilk başhemşiresi oldu. Diğer kızı Kamran Aziz ise eczacı kimliğinin yanı sıra çağdaş Batı müziğinin Kıbrıs Türk toplumundaki öncü isimlerinden biri olarak tanındı; ilk kadın eczacılardan biri ve Kıbrıs Türk halkının ilk kadın bestecisi olarak tarihe geçti.
Unutulan başarı belgeselle tekrar gün yüzüne çıkıyor
Kıbrıs analisti, İngiliz yazar Tabitha Morgan’ın 2010 yılında basılan ‘Sweet and Bitter Island: A History of the British in Cyprus’ (‘Tatlı ve Acı Ada: Kıbrıs’ta İngilizlerin Tarihi’) adlı kitabında Mehmet Aziz Bey’in hikâyesine de değinildi.
Morgan, Aziz’i Kıbrıs’ı sıtmadan arındıran büyük dönüşümün başındaki isim olarak tanımlarken, bu başarının ada tarihinin baskın siyasi anlatıları içinde uzun süre geri planda kaldığına işaret etti.
Belgeselin posterleri


“Sinekçi – The Flycatcher” belgeseli, bu çok yönlü mirası yalnızca bir biyografi olarak değil, kolektif emek, kamusal örgütlenme ve uzun vadeli mücadele pratiği üzerinden ele alıyor. Sözlü tarih anlatıları, arşiv fotoğrafları ve sıtmayla mücadelede görev alanların yakınlarıyla yapılan görüşmeler aracılığıyla, sıtmanın Kıbrıs’tan nasıl silindiği yeniden anlatılıyor. Film, bu başarının kendiliğinden gerçekleşmediğini; sürekli izleme, çevresel denetim, kurumsal süreklilik ve siyasal irade sayesinde mümkün olduğunu vurguluyor.
Belgesel aynı zamanda Kıbrıs’ın çoğu zaman çatışma ve bölünmüşlük üzerinden kurulan anlatısına da başka bir pencereden, iki toplumlu dayanışmanın gücüyle bakıyor. Halk sağlığını, toplumsal sınırları aşan ortak bir başarı alanı olarak ele alan yapım, bu deneyimin neden kamusal bellekte geri plana düştüğünü sorguluyor. Bu yönüyle yalnızca geçmişe dönük bir anma değil, günümüzde yeniden gündeme gelen sıtma, dengue ve chikungunya gibi sivrisinek kaynaklı hastalıklar bağlamında da güçlü bir tartışma başlatıyor.
25 Nisan’da Lefkoşa Arkhe’de yapılacak gösterim, soru-cevap oturumu ve Türkçe dijital kitap lansmanıyla birlikte “Sinekçi – The Flycatcher”, Kıbrıs’ın unutulmuş bir halk sağlığı başarısını yeniden görünür kılacak.
Etkinlik, Mehmet Aziz Bey’in öncülüğünde şekillenen bu tarihsel deneyimi yeniden hatırlatırken, sağlık, emek ve toplumsal dayanışma arasındaki ilişkiyi de bugünün izleyicisi için yeniden düşündürecek.











Yorumunuz